1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma
Hiçbiri olmadı, olmayacak. Çünkü
düşlediklerin insancadır.
İnsan korkuyu karşıladığında
sanki dostluğa daha bir yabancıdır;
mağarasındaki ateşten kuşkulu,
taş baltasına ölümüne bağlıdır...
İlerideki mağarada da böyledir,
hep aynı şeyi düşünürler;
daha kırılmaz olmalı taş baltalar,
klanda dostluğa inanandan
düşmanlıkta daha zorlu üyeler gereklidir...
Seni fark ettiklerinde senin doğruluğun,
dürüstlüğün, tokgözlülüğün,
saygın, sevgin, inceliğin hedeftedir;
taş baltalar işler, lanetlerle
düşlerin ilerideki mağaraya doğru ötelenir...
Sonra gün aydınlanır, gün
kararır, fark etmez. Avlar yenir,
ateşte ısınılır, sevişilir, uyunur.
Taş baltalar başuçlarında,
Savaşçılar her zamankinden huzurludur...
Ne, ne zaman, nasıl oldu, kimse
bir türlü anlayamaz olanları.
Sadece şimşek çakmış, gök gürlemiş,
bir fırtına patlamıştı. Bir sessizliğe uyananlar
mağaralardan çıktıklarında duydular...
Her yerde kırılmış sopalar, taş baltalar
dağılmıştı yeryüzüne. Ağlamalar,
inlemeler arasında dolaşıyordu umut;
Onu son nefesini vermekte olanlar görüyor
ve anlaşılmaz, ölgün şeyler geveliyordu:
Özür... Özür... Özür...
4-5 Temmuz 2026
Yekta Attila
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.