7
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
200
Okunma

Toprak sustu, su uyandı, ateş yandı önce,
Bir mucize doğdu kazanın kalbine inince.
Buğday, o ak saçlı derviş, eğildi sessizce;
Her bir tanede bin yıllık bir sevda saklıdır,
Aşure dediğin, mazlumun dualı hakkıdır.
Nohut sordu serçe parmağı kadar boyuyla,
Fasulye eşlik etti ona aynı soylu huyuyla.
Yıkandı hepsi geceden, arındı ak suyuyla;
Ayrı duranlar kederi bir bilince anladı,
Kaynayan o kazanda ayrılıklar sonlandı.
Kayısı güneşi getirdi, incir ise geceyi,
Kuşüzümü fısıldadı o gizli heceyi.
Çözdü bu tatlı telaş en kadim bilmeceyi:
Demeki birlik için yok olmaya gerek yok,
Farklı her renkle bu sofrada karın tok.
Tarçın kokusu kapladı sokağı, mahalleyi,
Unutturdu kalplere o kibiri, gileyi.
Bir kaseyle alt üst etti bunca her hileyi;
Üstünde Ceviz, Fındıkla her derde bir ilaç.
Aşure, kırgın gönülleri yıkayan bir seldir.
Üstünde nar taneleri yakuttan bir tac,
Bu dünyada sevgiye, dosta her ruh aç;
Kaynadı sırlar, döküldü kaseye bir bir,
Aşure aş değil, dille yazılan bir kalptir.
Bedri Demirpençe
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.