0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
42
Okunma
Bir akşamın usulca kapanan perdesinde bıraktım adını,
Rüzgâr eski sokaklardan geçerken her köşe bana seni yeniden anlattı
Sanki zaman, yorgun bir yolcu gibi omzuma dokunup
"Unutmak sandığın kadar kolay değil," diye fısıldadı.
Çünkü bazı vedalar sessizlikten yapılır,
Ne bir çığlık taşır içinde ne de gözyaşına ihtiyaç duyar.
Yalnızca kalbin en kuytu odasında,
Kimsenin bilmediği bir kapıyı sonsuza dek aralık bırakır.
Sen giderken gökyüzü aynı renkti belki,
Ama ben mavinin bile eksilebildiğini o gün öğrendim.
Bir gülüşün ardından kalan boşluğu,
Hiçbir mevsim çiçeklerle dolduramadı.
Dudaklarında yarım kalan o kırık buse,
Ne tamamen bir veda oldu ne de yeniden başlamaya cesaret etti.
İkimizin arasında asılı kalan ince bir köprü gibi,
Her hatırlayışta biraz daha sallandı, biraz daha sessizleşti.
Ben yine de yolları suçlamadım,
Çünkü yol dediğin yalnızca yürüyeni taşır.
Asıl kaybolan, aynı gökyüzüne bakıp
Farklı yalnızlıklar yaşayan iki yüreğin sesiydi.
Şimdi geceler eskisinden daha uzun,
Yıldızlar daha uzak, ay daha suskun...
Ama her karanlığın içinde,
Bir zamanlar gözlerinde gördüğüm ışığın gölgesi dolaşıyor.
Belki bir gün aynı rüzgâr yeniden saçlarımızı okşar,
Belki aynı yağmur eski izleri usulca siler;
Fakat bazı hikâyeler mutlu son istemez,
Onlar yalnızca güzel hatırlanmak için yaşanır.
Bu yüzden adını hâlâ içimde incitmeden taşıyorum.
Ne sana ulaşsın diye sesleniyorum ne de benden tamamen gitsin diye uğraşıyorum.
Çünkü en derin sevgiler bazen kavuşmakla değil,
İçinde eksik kalan bir ömrü sessizce tamamlamakla anlam kazanıyor.
O kırık buse...
Hâlâ zamanın kıyısında bekleyen son cümle gibi,
Söylenememiş tüm duyguların yükünü taşıyor.
Ben ise her yeni güne, eksik ama dimdik yürüyorum.
Bazı aşklar bitmez yalnızca şiire dönüşü.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.