7
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma
ey zaman...
sen öylece akıp giderken
beni de alıp götürdün sanmıştım.
meğerse geride bıraktığın
yalnızca benmişim.
ondandır her sabah
bir önceki günden eksik uyandım.
önce bir ses sustu içimde sessizce.
sonra bir gülüş.
sonraysa
içimde o adını dahi koyamadığım...
bir dünya sessizce yıkıldı.
hiç kimse duymadı.
anladım ki o büyük yıkımlar
gürültüyle değil,
sessizlikle olurmuş.
bir zamanlar
ellerim sadece umut taşırdı.
ama şimdi
avuçlarımda bile yalnızca
gecikmiş vedalar var.
artık ne bir yol kaldı dönecek,
ne de kapısını çalacağım
eski bir gün.
rüzgar,
eskiden hatıraları getirirdi.
şimdilerde
yalnız toz getiriyor.
oturup beklediğim
o uzun soluklu akşamlarda
düşünüyorum da gökyüzü değişti,
mevsimler değişti,
en çokta insanlar değişti.
bir ben kaldım,
bir de eksikliğim.
ey hayat...
söylesene hangi ömür kavşağında
kendimi kaybettim,
hatırlamıyorum.
hangi sözü yarım bıraktım da
sessizlik bana miras kaldı,
bilmiyorum.
yalnız şunu biliyorum
her giden,
ardında bir boşluk bırakmıyor.
bazıları giderken
insanın içindeki bütün yolları da
beraberinde götürüyor.
şimdi
adını dahi anmıyorum.
çünkü isimler bile
zamana karışıyor.
ama yokluğun...
o,
her sabah
ilk benimle uyanıyor.
ey zaman...
biliyorum bir gün
beni de alıp gideceksin.
ardımdan kimse ağlamasa da olur.
yeter ki
bir yerde,
bir ağacın gölgesinde,
bir rüzgar
benim sustuğum yerden
konuşmaya devam etsin.
işte
benim ağıdım budur.
gidenin ardından değil bu ağıt.
geride kalanın
sessizce eksilişinedir...
*
Mehmet Demir
30624
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.