0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma

Gönlünün kurak topraklarında son nefesini vermek üzere olan bir şövalyenin ve bir anda gelip o toprakları adeta yağmur ormanlarına çeviren prensesin hikayesi.
Ben seni bir insan olarak sevmedim sadece,
Bir duanın kabul oluşu gibi sevdim.
Yarım kalan ne varsa içimde,
Senin adınla tamamlandı usulca.
Kurak bir araziydim önceden,
Rüzgârın bile uğramadığı, sessiz bir yer.
Ne çiçek bilirdim, ne bahar kokusu,
Ne de bir umudun yeşermesini.
Sonra sen geldin…
Sanki gökyüzü bir anlık eğildi üzerime
Ve “artık yalnız değilsin” dedi.
İçimde bir şeyler çatladı önce,
Acı gibi değil…
Toprak gibi.
Sonra yağmur oldun sen,
Ve ben ilk kez kendimi büyürken duydum.
Şimdi içimde bir orman var,
Kökleri sana bağlı, dalları geleceğe uzanan.
Her yaprağında senin adın fısıldıyor rüzgârla.
Minnettarım sana,
Sadece sevdiğim için değil…
Beni yeniden var ettiğin için.
Gözlerini düşündüğümde zaman duruyor,
Sanki dünya bir anlığına sessizleşiyor.
O gözlerde kaybolmak değil benim derdim,
O gözlerde kendimi bulmak.
Saçlarının kokusu…
Bir eve dönüş hissi gibi.
Ne zaman dağılsam,
Oraya sığınacağımı biliyorum artık.
Sana sadakatim bir söz değil,
Bir ömür boyunca aynı kalacak bir yön gibi.
Rüzgâr nereye eserse essin,
Ben hep sana döneceğim.
Ve bir gün…
Saçlarımız beyazladığında,
Yüzümüzde yılların bıraktığı izlerle
Aynı aynaya baktığımızda
Şunu görmek istiyorum:
Biz sadece gençliğimizi değil,
Bir ömrü birlikte taşımışız.
Ellerimiz titrerken bile bırakmadan,
“İyi ki” diyebilmek…
Bütün hikâyenin özeti bu olsun istiyorum.
Çünkü ben seni sadece sevmedim…
Ben seni, içimdeki kurak dünyayı
Bir ormana çeviren mucize olarak gördüm.
- Ülgen
30/06/26 04.05
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.