O zümrüt gözlerinden akınca sevgi seli Estirdi yüreğimde deli bir kavak yeli Dağ gibi hüzünlerim bakışıyla kayboldu Hazana koşan ömrüm yeniden hayat buldu
Kaybolmak üzereyken bahtımın izlerinde Yüzer buldum kendimi sevda denizlerinde Başladı aşkyağmuru ıslandım sırılsıklam Hep vuslatı diledim bu aşkı yaratandan
Şiirlere sığınıp içtim ezgilerini Nakşedince alnıma kader çizgilerini Akışıyla çağladı duraklayan bir zaman Dağıldı sevda ile başımdaki toz duman
Suya hasret bir deniz kavuşunca nehrine Payitahtlar kuruldu ıssız kalan şehrime Bu aşk ile öğrendim ağlar iken gülmeyi Yüreğine sessizce severek gömülmeyi
O gelince küllenen korlarım ateşlendi Mutluluk yüreğime nakış nakış işlendi Duruldu içimdeki fırtınalar boranlar Değişti ömrümdeki değerler ve oranlar.
Bir masaldı belki de efsaneydi bakışı Çöle düşen yağmurdu yüreğime akışı Özledikçe gönlümde hüzünler filizlendi Bu sevdanın her demi anılarda gizlendi
Güllerin kokusuydu baharları getiren Tam bir çaresizlikti bizi yiyip bitiren Giyindik üstümüze ateşten gömlekleri Bir ebru sanatıydı bu aşkın tüm renkleri
Semadan üstümüze yağsa bütün yıldızlar Kurusa tüm denizler tenimi yaksa tuzlar Takvimler yaprak yaprak düşse de saçımıza Tarihler selam durur ölümsüz aşkımıza .
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
O zümrüt gözlerinden akınca sevgi seli Estirdi yüreğimde deli bir kavak yeli Dağ gibi hüzünlerim bakışıyla kayboldu Hazana koşan ömrüm yeniden hayat buldu
Amatör bir şair olarak hece şiirine başladığım yıllarda okuduğum bu tür eserler beni hep içine çekmiştir. İlk zamanlarda " tende sandığım" aşka bakış açımı, "ruha girmeye" yönelten yine bu tür eserlerdir. İşte bu nedenledir ki, aşkın geçici bir hevesle biyolojik çarpılma hali olduğunu reddetmişimdir.
Evet, aşk çok güçlü bir tutku, ilk çarpılma, yoğun bir duygu seli, aklı esir alıp gözü kör eden deli bir ergenlik kavak yeli olarak başlasa da; durduramadığımız zamanla güven, sevgi, saygı ve bağlılıkla kalıcı bir gönül birlikteliğine dönüşür.... Ve sevgi ilerledikçe karşılıklı saygı şefkat ile koruma içgüdüsüne dayanır. Aşk hali ilerledikçe "vazgeçilmez/geçilemez sahasına girilir. (Mecnun ile Leyla gibi)...
İşte bu safha aşık ve maşuğun iki ruhtan tek ruha dönüşüm safhasıdır. Sevda, kara sevda vs..... Aşk insanı öyle bir yol ayrımına getirir ki, artık yol çatallanmıştır. Yolun birisi beşeri aşka gider, diğeri ilahi aşka...
Beşeri aşk yoluna devam eden aşık ve maşuklar karşılarında sevgiliden başkasını asla göremez. İlahi aşk oluna düşenler ise, "yaratanı görür yaratılanda" İşte aşık ve maşuk bu safhada "gerçek aşka düşer." .... Eserin giriş dörtlüğünün ilk mısrası çok etkin bence... Zümrüt gözlere İlk bakışın yürekte estirdiği o kavak yeli imgesi ikinci mısraya öyle yakışmış ki, dağ gibi hüzünlerin dağılması, ve hazana (çaresizliğe) koşan bir ömre "Cemre düşmesi" aşktan başka nedir ki? Mükemmel, hece tekniği yerinde, 7+7 hece ölçüsünde ayak, uyak, redif, kafiyede kusursuz ve fevkaladenin fevkinde giriş dörtlüğü...
Kaybolmak üzereyken bahtımın izlerinde Yüzer buldum kendimi sevda denizlerinde Başladı aşk yağmuru ıslandım sırılsıklam Hep vuslatı diledim bu aşkı yaratandan.....
İkinci bu dörtlük, birinci dörtlüğe yapmış olduğum yoruma mühür vurmuş...
***Hep vuslatı diledim bu aşkı yaratandan.....***. dediyse şair, işte burada yaratandan ötürü yaratılana ve yaratana olan gerçek aşkı dile getirmiştir. Bir başka deyişle: *yazdığın yazgıyı yaşat ya rabbim* duasında bulunmuş şaire....
Şiirlere sığınıp içtim ezgilerini Nakşedince alnıma kader çizgilerini Akışıyla çağladı duraklayan bir zaman Dağıldı sevda ile başımdaki toz duman
Suya hasret bir deniz kavuşunca nehrine Payitahtlar kuruldu ıssız kalan şehrime Bu aşk ile öğrendim ağlar iken gülmeyi Yüreğine sessizce severek gömülmeyi ... Okuyucusuna bile mutluluk tebessümü getiren bir dörtlük... Bu nasıl bir şiir dehası şaire, bu nice bir ince sanat,
***Suya hasret bir deniz kavuşunca nehrine*** Deniz suya hasret olur mu? Zaten kendisi su diye düşünürken, okyanusları besleyen nehirler deği mi, Aşık deniz ise, maşuk onu besleyen bir nehir... İşte vuslat... Bir hececi olarak hiç böyle şahane bir mısra üretemedim doğrusu...Bu nasıl bir ilham, maşallah, nasıl güzel bir yürekten akmış Alkış.....
O gelince küllenen korlarım ateşlendi Mutluluk yüreğime nakış nakış işlendi Duruldu içimdeki fırtınalar boranlar Değişti ömrümdeki değerler ve oranlar.
Bir masaldı belki de efsaneydi bakışı Çöle düşen yağmurdu yüreğime akışı Özledikçe gönlümde hüzünler filizlendi Bu sevdanın her demi anılarda gizlendi
Birbirini tamamlayan bu iki dörtlük aşkın sır ve giz içinde nazardan uzakllığına delâlet mısralar la süslenmiş....
Semadan üstümüze yağsa bütün yıldızlar Kurusa tüm denizler tenimi yaksa tuzlar Takvimler yaprak yaprak düşse de saçımıza Tarihler selam durur ölümsüz aşkımıza . ... Final dörtlüğü her zaman şiirin mühürü dür. Tüm dörtlükler birbirine bağlar ve noktayı koyar. Tıpkı bu eserde olduğu gibi.... Tarihlerin selam durduğu bu aşka selam durmamak ne haddimize mahir kalem. İçimden bir ses diyor ki, Kul Figani sen bundan etkin bir şiir yazamazsın. Velakin bu eseri Türk Dili ve Edebiyatı Arşivlerine kazandıran şaire bundan daha etkin bir şiir yazabilir... Bekliyorum mahir kalemden...
Saygıdeğer mahir kalem, ben dahil hangi şair şiiri yorumlaması, şiir kritik yapması, gerekirken, eseri teğet geçip şairi öne cıkartıyorsa, eseri yorumlamak yerine, şaire yalakalık yapıyordur. Bu yersiz ve yakışıksız olmakla birlikte, yorumlayanın edebi değerini düşürür, eserin şairin de üzer. Ayrıca, birbirini haketmediği halde yüceltmeye çalışanlar da "körler sağırlar birbirini ağırlar" konumuna düşerler. Ben sizin eserlerinize 16 yıldır yorum yaparım. Şahsınız sadece şair değil, aynı zamanda nadide bir okul olan Savaş tepe mezunu gerçek öğretmensiniz. Eğitimci-yazar-şair sıfatınız var. Bu nedenle kitaplaştırdığınız eserler edebiyatımıza kaynak ve örnektir. Ben size değil, esere bakarım. Kim ne düşünürse düşünsün... Umrumda olmaz. Eserlerin güne düşüp düşmeme konusuna gelince. Size katılıyorum. Site daha adil ve daha profesyonel olabilir. Sırf şair kaybetmemek veya ticari zihniyetle, veya seçki kurulunu denetlememekle, veyahut aynı SEÇKİ kurulunu hiç değitirmemekle nereye kadar yol alır ki... Çok kavgalar oldu kurul üyeleri arasında, Aslında bu bizim sorunumuz değil, onların sorunu... Saygılarımla
Şiirime gönül dünyanızda yer verip duygularımı bir tercüman inceliğiyle anlayıp anlatarak ancak bir ustanın görebileceği güzellikleri görüp bunu yüce gönüllü bir mütevazilikle övgüye değer bulmanız benim için çok değerli ve motive edici bir şair değerlendirmesidir.Ki,siz bu konuda pek çok şaire örnek ve idol olacak yeterliktesiniz ne siz ne de ben hatır için bir şaire övgü dizmeyiz. İşte bu nedenledir ki,yorumlarınız benim için mihenk taşıdır övgünüze layık olmaya çalışıyorum usta sağ olun var olun sizin yorumunuzla onurlandırmadığınız şiirlerimin boynu büküktür bilmenizi isterim. Çok teşekkürler selam ve saygılar. Günün şiiri seçmeniz de benim için onurdur, seçki kurumunun seçtiği şiirlerin bazılarını gördükçe hiç üzülmez oldum beni seçmediklerine ayrıca, zaten adil bir seçim yaptıklarına da inanmıyorum .
Saygıdeğer mahir kalem, ben dahil hangi şair şiiri yorumlaması, şiir kritik yapması, gerekirken, eseri teğet geçip şairi öne cıkartıyorsa, eseri yorumlamak yerine, şaire yalakalık yapıyordur. Bu yersiz ve yakışıksız olmakla birlikte, yorumlayanın edebi değerini düşürür, eserin şairin de üzer. Ayrıca, birbirini haketmediği halde yüceltmeye çalışanlar da "körler sağırlar birbirini ağırlar" konumuna düşerler. Ben sizin eserlerinize 16 yıldır yorum yaparım. Şahsınız sadece şair değil, aynı zamanda nadide bir okul olan Savaş tepe mezunu gerçek öğretmensiniz. Eğitimci-yazar-şair sıfatınız var. Bu nedenle kitaplaştırdığınız eserler edebiyatımıza kaynak ve örnektir. Ben size değil, esere bakarım. Kim ne düşünürse düşünsün... Umrumda olmaz. Eserlerin güne düşüp düşmeme konusuna gelince. Size katılıyorum. Site daha adil ve daha profesyonel olabilir. Sırf şair kaybetmemek veya ticari zihniyetle, veya seçki kurulunu denetlememekle, veyahut aynı SEÇKİ kurulunu hiç değitirmemekle nereye kadar yol alır ki... Çok kavgalar oldu kurul üyeleri arasında, Aslında bu bizim sorunumuz değil, onların sorunu... Saygılarımla
Şiirime gönül dünyanızda yer verip duygularımı bir tercüman inceliğiyle anlayıp anlatarak ancak bir ustanın görebileceği güzellikleri görüp bunu yüce gönüllü bir mütevazilikle övgüye değer bulmanız benim için çok değerli ve motive edici bir şair değerlendirmesidir.Ki,siz bu konuda pek çok şaire örnek ve idol olacak yeterliktesiniz ne siz ne de ben hatır için bir şaire övgü dizmeyiz. İşte bu nedenledir ki,yorumlarınız benim için mihenk taşıdır övgünüze layık olmaya çalışıyorum usta sağ olun var olun sizin yorumunuzla onurlandırmadığınız şiirlerimin boynu büküktür bilmenizi isterim. Çok teşekkürler selam ve saygılar. Günün şiiri seçmeniz de benim için onurdur, seçki kurumunun seçtiği şiirlerin bazılarını gördükçe hiç üzülmez oldum beni seçmediklerine ayrıca, zaten adil bir seçim yaptıklarına da inanmıyorum .
Ölümsüz Aşk'a Dair Melahat Hanım, kaleme aldığınız bu eser, aşkın beşeri bir tutkudan öte, nasıl ilahi bir boyuta evrilebileceğini gösteren eşsiz bir gönül haritası niteliğinde. "Hazana koşan ömrün yeniden hayat bulması" imgesi, aşkın sadece bir duygu değil, aynı zamanda ruhun baharı olduğunu çok zarif bir şekilde betimliyor. Özellikle "ebru sanatı" benzetmesi, aşkın o karmaşık, çok renkli ve her zerresi özgün yapısını öylesine güzel yansıtıyor ki; okuyucunun zihninde adeta bir tablo gibi yer ediyor. Şiirinizin teknik başarısı, 7+7 hece ölçüsüyle yakaladığınız o akıcı ritimde kendini açıkça belli ediyor. "Suya hasret bir deniz" mısrasındaki tersinleme, vuslatın o doygun ve huzurlu halini en veciz şekilde özetlemiş. Deniz ve nehir metaforlarıyla kurduğunuz o görkemli payitahtlar, ıssız kalan bir yüreğin nasıl ihya olduğunu, umudun nasıl filizlendiğini bizlere kelimelerle resmediyor. Duygularınızın doğallığı, kullandığınız imgelerin özgünlüğüyle birleşince ortaya çıkışından sonuna kadar su gibi akan, duru bir eser çıkmış. Final dörtlüğünüz ise şiirin mühürü hükmünde; zamanın ötesine geçebilen, takvimlerin eskitemediği, tarihin dahi önünde selam durduğu bir sevdayı tüm görkemiyle tescilliyorsunuz. Aşkın hem acıyı hem mutluluğu bir arada barındıran o sarsılmaz gücünü, yıldızlar ve denizler gibi evrensel ögelerle harmanlayarak "ölümsüz" kılmışsınız. Bu kıymetli eseri edebiyat dünyasına kazandırdığınız için sizi gönülden tebrik ederim. Emeğine yüreğine sağlık. Okuduk beğendik.
Beğeni ve harika yorumunuzla artı değer kattınız şiirime sayfama Adem Bey çok teşekkürler selam ve saygılar . Not: Etkili yorum seçme limitim dolduğu için yorumunuzun gönlümün etkili yorumu olduğunu bilmenizi isterim sağ olun .
Beğeni ve harika yorumunuzla artı değer kattınız şiirime sayfama Adem Bey çok teşekkürler selam ve saygılar . Not: Etkili yorum seçme limitim dolduğu için yorumunuzun gönlümün etkili yorumu olduğunu bilmenizi isterim sağ olun .
"ÖLÜMSÜZ AŞK", bir gönül coğrafyasının haritası gibi. Okurken, yazarın bu aşkı sadece bir duygu olarak değil, bir "kader çizgisi" ve bir "sanat eseri" (ebru sanatı benzetmesiyle) olarak gördüğünü hissediyoruz. Şiir, çaresizlik ve umut arasında gidip gelen o ince dengeyi, büyük bir ustalıkla koruyor.Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Melahat Hanım'ın bu şiirinde, özellikle "bir ebru sanatıydı bu aşkın tüm renkleri" dizesi, duyguların karmaşasını ve estetiğini tanımlamak için harika bir seçim olmuş..Bu şiirde, "gönlümde hüzünler filizlendi" ifadesiyle o anlık acıyı dile getirirken, aslında aşkın hem acı hem de mutluluğu aynı anda barındıran o sarsılmaz gücüne mi işaret etmek istediniz?
Yüreğinize, kaleminize sağlık. "Hazana koşan ömrün yeniden hayat bulması", aşkın "ateşten bir gömlek" gibi giyilmesi ve nihayetinde "ebru sanatı" gibi renklenmesi... Şiiriniz baştan sona çok güçlü, geleneksel hisler barındıran ve görkemli imgelerle örülmüş harika bir duygu seli sunuyor.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.