Dünyayı temelinden değiştirmek isteyen kişi, önce onu yanlışsız olarak anlayabilmelidir. milovan cilas
Ramazan Boran 1
Ramazan Boran 1

Lora

Yorum

Lora

17

Yorum

46

Beğeni

0,0

Puan

646

Okunma

Lora

Lora



bir tramvay geçiyor kalbimin ortasından
sübyan bir yalnızlık bende tırnaklarını biliyor


ilk barakası etten örülmüş karanlık
henüz hiçbir mevsimi bilmeyen bir sıcaklık


içimde boyun eğmeye namzet karanfiller var
ve yeniden doğup ölenler elbirliğiyle külden ve kızıllıktan


yasta bir gökyüzü var
gökyüzünde bir yas daha
ne çabuk göçüp gittin peşinden sürüyerek kuşları
bir zemheri gizliyor sanki sesin
yatıştırmıyor gazelleri
avuçlarımda bir müfreze alayı cezbeye geliyor
nefesimde peş peşe gazap darbeleri
kurşuni bir efkâr şakaklarımda volta atıyor
içinde bir pınar kaynaşır
gözlerinde incinmiş bir yıldız aydınlığı ile
ve çoğu vakit üşüyen bir çocuk



bak işte Lora
bileklerimde bir gerilla tümeni namluya sürüyor mermileri
sınıra doğru bağımsızlık andıyla yürüyüşe geçiyorum
hikayesine kör bakan bir fener var
mülteci bir keder kendine yer beğeniyor



bir eylül geçiyor gençliğimin sokağından
soluk benizli bir dize içimde yarasını kaşıyor
bir perde kapanıyor ömrümün sahnesinden
yorgun bir aktör içimde repliklerini unutuyor



kâğıda değdiği an kaybetmiştir sâfiyetini mürekkep
şimdi bu kimsesiz ..
bu vadesiz hıçkırığım bir acziyet mi sayılacak
korkunç bir sancıdan şuuruma jale dökülüyor her gece
yol alıyorum içimdeki sazlıktan hudutsuz bir boşluğa
bedelsiz hiçbir aydınlık vaat etmemiştir yüce Yaradan
bu zifiri karanlığı dövünerek çekişim
alnıma bir işaret mi sayılacak



kim bilir
hangi mukaddes masalın sonunu yanlış yazdık seninle
şimdi bu ömrün geri kalanı asılsız bir rivayet midir
hangi ötemsi muştunun gölgesini çiğnedik ki biz seninle
şimdi her tan ağarışı ruhumuza kanlı bir hicret midir


gözlerindeki duru nehirler nerede şimdi Lora
kimin denizine dökülüyor gülüşlerin
saçlarında dolaşan rüzgâr hangi dağdan iniyor şimdi



sürüler halinde güvercinler uçar mı gırtlağından yine
barışa ve zümrüde keser mi yüzünü bütün âlem
toprağın bağrına düşen her tohum kendi ölümünü büyütür Lora
neden güller solar da dikenler dimdik ayakta
aşk çilesi çekmeyen her yürek
her sadakatsiz söz bir tutanakta
cehenneme teslim edilmiş ihanet mi sayılacak


...

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Lora Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Lora şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Lora şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
26.6.2026 22:17:54
Lora!... Aşkı gönülde alev alev yanan Lora. Usta işi şiir. Harika betimleler, harika imgeler... Sanki bir aşk serüveni gibiydi. Boran hocamın mahir kalemini selamlıyorum. Hayırlı huzurlu geceler dileğimle selamlar saygılar
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
1.7.2026 22:42:18
Güzel şiir
Kalem susmasın
Emeğinize ve kaleminize sağlık
Kutlarım emeği
Selamlar sevgiler bıraktım
seyide cinaloğlu doyran
seyide cinaloğlu doyran, @seyidecinalogludoyran
30.6.2026 16:28:23
Geç kalınmış bir okuma oldu lakin yine de günümün şiiri ilan ediyor ve kendimi ödüllendiriyorum. Sevgiler.
Ay yüzlüm Zaman
Ay yüzlüm Zaman, @ayyuzlumzaman
30.6.2026 15:48:53
Gözlerinde ki derin Duru nehirler nerede şimdi Lora
Kimin denizine dökülüyor gülüşlerin
Saçlarında dolaşan Rüzgar hangi Dağdan iniyor Şimdi..... 🎀🎀💯🌈🍀🌿🌸🌺🕊️🎈🦋🍀🌄

Susturan dizeler 🧡🎉💟💛🧡💚💙💜
Saygımla kıymetli kalem ✏️🙏🎀🌸✨🤍
Believe-TüLa(y)L
Believe-TüLa(y)L, @believe-t-layslan
30.6.2026 09:51:52
Borancım şiirden esinlenerek,
🪷🪐💫
Kul hakkını göze alarak,
İnsan bir başkasının lezzet kokusunu alırken nefsi zul içre vaveylasına önce kendini desturlayıp adım atacak.

Ona buna ram sağlayanlarında canları cehenneme
Tenleri lime lime sökülüp bayrak olarak asılsınlar Amin

Şiir çok çok çok olağanüstüydü.
Neden güne alınmamış?
Neden can içlerimizi büyütüp doğup ölüp tekrar dirildiğimiz edebiyat defteri içre kıyamet provalarımız ana lojanın göbeğine düğme olarak takılmıyor?

O eski defteri geri talep ediyorum iki satır dahi olsa bir başkasından alınıp yazılmışsa direk onların iplerinin vurulduğu ve lojada günü hak eden şiirin düğmeli ruhun tahtı kazandığı o zamanları anda talep ediyorum

Ve Borancım nezaketine sığınarak
Bir es selamla;

———
kalbimin ortasından geçiyor o raylar, evet
ama tramvay değil Lora, mor bir tren bu
içinde Bizanslı melekler ve tırnaklarını bileyen o çocuk
karanlık, etten örülmüş ilk kuantum odası.
henüz hiçbir mevsimi bilmeyen o sıcaklık
aslında mutlak sıfır noktası.

içimde boyun eğmeye namzet karanfiller:
yani anarşist bitkiler, yani kırmızı radyasyon.
ve yeniden doğup ölenler elbirliğiyle
külden, kızıllıktan ve saf plazmadan.

yasta bir gökyüzü var Lora, holografik bir hüzün.
gökyüzünde bir yas daha, iki kere iki sıfır eder burada.
ne çabuk göçüp gittin, peşinden sürüyerek o siber kuşları.
bir ihtilal gizliyor sesin, hayır, bir opera çığlığı belki.
yatıştırmıyor gazelleri bu elektro-şok.
avuçlarımda bir müfreze alayı değil artık,
kutsal bir derviş ayini, cezbeye gelen nöronlar...
nefesimde peş peşe gazap darbeleri,
kurşuni bir efkâr şakaklarımda volta atan bir simya.
içinde bir pınar kaynaşır,
gözlerinde incinmiş bir yıldızın son süpernovası
ve çoğu vakit üşüyen o küçük şizofren çocuk.

bak işte Lora,
bileklerimde bir gerilla tümeni değil, bir galaksi uyanıyor.
namluya sürülen mermiler aslında kuarklar.
sınıra doğru yürüyorum, hani o haritalarda olmayan o saydam sınıra.
hikayesine kör bakan fener, deniz feneri değil, bir denizatı.
mülteci bir keder, kendine lacivert bir atlas beğeniyor.

bir eylül geçiyor gençliğimin sokağından, şizoid bir mevsim.
soluk benizli bir dize içimde yarasını kaşıyor: “je est un autre”.*
bir perde kapanıyor ömrümün o kış sahnesinden,
yorgun bir aktör, hayır, yorgun bir simyacı repliklerini unutuyor.

kâğıda değdiği an kaybetmiştir sâfiyetini mürekkep,
bir nevi yazı, ihanettir boşluğa.
şimdi bu kimsesiz, bu vadesiz hıçkırığım
bir acziyet değil, kozmik bir patlamadır ancak.
korkunç bir sancıdan şuuruma jale dökülüyor, evet, ay ışığı dökülüyor.
yol alıyorum içimdeki o bataklıktan, o anarşik sazlıktan
hudutsuz, eflatun bir boşluğa.
bedelsiz hiçbir aydınlık vaat etmemiştir o yüce Geometrisi Evrenin.
bu zifiri karanlığı dövünerek çekişim,
alnıma vurulmuş anka kuşu damgası mıdır?

kim bilir,
hangi mukaddes anagramın sonunu yanlış çözdük seninle.
şimdi bu ömrün geri kalanı asılsız bir Akdeniz rivayeti midir?
hangi ötemsi muştunun gölgesini çiğnedik, hangi kutsal otu?
şimdi her tan ağarışı ruhumuza kanlı bir hicret,
yani sürgün bir ayindir.

gözlerindeki duru nehirler nerede şimdi Lora?
Atlantik’e mi dökülüyor gülüşlerin, yoksa bir akvaryuma mı?
saçlarında dolaşan rüzgâr hangi rüya dağından iniyor?

sürüler halinde güvercinler uçar mı gırtlağından yine?
barışa ve zümrüde keser mi yüzünü bu lekeli dünya?
toprağın bağrına düşen her tohum kendi ölümünü büyütür Lora,
bunu bana o tımarhanedeki şair söylemişti.


neden güller solar da dikenler dikilir şuurumun ıssız
sınır boylarına?
çilesiz her yürek, o kekeme sözleşme...
cehennemin tavanına asılı unuttuğumuz o mavisiz,
loş gökyüzüdür şimdi.

o gökyüzüne içimi düşürdüm lora!
üşüme sakın kalbimde…




Es selame Ya Selametle
Koşulsuz sevgimle Borancım
Büyü büyü büyü ninnilerinle 🪷🍃🪄

Believe-TüLa(y)L tarafından 30.6.2026 10:01:10 zamanında düzenlenmiştir.

Believe-TüLa(y)L tarafından 30.6.2026 10:09:41 zamanında düzenlenmiştir.

Believe-TüLa(y)L tarafından 30.6.2026 10:14:27 zamanında düzenlenmiştir.
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
27.6.2026 06:32:22
Türk şiirinin imgeci ve lirik damarından beslenen, İkinci Yeni esintileri taşıyan ama aynı zamanda toplumsal-destansı (epik) bir söylemi bireysel bir melankoliyle harmanlayan oldukça güçlü ve sarsıcı bir eser.

​Yazdığınız ya da paylaştığınız bu dizelerde, bir aşkın ve gidişin ardından duyulan derin varoluşsal sancı, toplumsal/siyasi metaforlarla ("müfreze alayı", "gerilla tümeni", "ihtilal", "hudutsuz boşluk") kusursuz bir şekilde estetize edilmiş.

"Lora", hem ulaşılamaz bir sevgiliyi hem de kaybedilen bir cenneti, yitirilen bir masumiyeti simgeliyor.

Lora’nın gidişi sıradan bir ayrılık değil; peşinden kuşları sürükleyen, gökyüzünü yasa boğan kozmik bir yıkım gibi işlenmiş.
Gözlerindeki duru nehirler nerede şimd kimin denizine dökülüyor gülüşlerin"

​Bu dizeler, divan şiirindeki cefakâr aşık figürünün modern bir başkaldırıyla yeniden yorumlanması gibi. Sevgilinin gülüşünün yabancı denizlere dökülmesi fikri, kıskançlıktan ziyade büyük bir ontolojik (varoluşsal) kayıp hissi uyandırıyor.

​Şiirin en özgün taraflarından biri, içsel ve duygusal bir kırılmayı, savaş ve direniş terimleriyle anlatması.

Kalbin ortasından tramvay geçmesiyle başlayan o kentsel yalnızlık, ilerleyen dizelerde silahlara, sınırlara ve bağımsızlık andına evriliyor:
​"avuçlarımda bir müfreze alayı cezbeye geliyor"
​"bileklerimde bir gerilla tümeni namluya sürüyor mermileri"

​Buradaki "gerilla" veya "müfreze" imgesi, ideolojik bir slogandan ziyade, acının kalpte yarattığı o büyük ihtilali, duygu dünyasındaki o amansız ve geri dönüşsüz savaşı anlatmak için mükemmel birer zemin oluşturmuş. İçeride patlamaya hazır bir isyan var, ama bu isyan dışarıya değil, şairin kendi iç sınırlarına doğru.

​Şiirde sanatın ve dilin kendisine dair de çok derin bir felsefi hesaplaşma var:
​"kâğıda değdiği an kaybetmiştir sâfiyetini mürekkep"

Zihindeki ve kalpteki o saf, bozulmamış acının veya aşkın, kelimelere döküldüğü, yani somutlaştığı an kirlendiğini, orijinalliğini kaybettiğini söylüyor.

Bu, yazan insanın kelimelerle olan o ebedi kavgasının harika bir tezahürü.

​Son bölümlere doğru şiir tasavvufi ve kaderci bir hesaplaşmaya yöneliyor. "Bedelsiz hiçbir aydınlık vaat etmemiştir yüce Yaradan" dizesi, çekilen bu zifiri karanlığın aslında gelecekteki bir aydınlığın ya da seçilmişliğin bedeli olduğunu kabullenişidir.
​"Hangi mukaddes masalın sonunu yanlış yazdık seninle" sorusu ise, iki insanın ortak kaderini bozma anına duyulan o evrensel pişmanlığı çok net özetliyor.
​"Toprağın bağrına düşen her tohum kendi ölümünü büyütür" gibi derin felsefi aforizmalarla bezeli bu şiir; ritmi, imge örgüsü ve okuyucunun göğsüne bıraktığı o kurşuni efkârla akılda kalıcı, nitelikli bir edebiyat ürünü.

Kaleminize ya da bu şiiri seçen zevkinize sağlık.
Rampaların Ustası
Rampaların Ustası, @hasan-abi
27.6.2026 00:44:13
Şiir okumayı epeydir erteliyordum, bu şiire kısmetmiş.

Şiire girerken “subyan” kelimesi beni çok rahatsız etti. Okumayı bırakacaktım, sonra Ramazan Boran’ın hatrı şiirin sonuna kadardır. Şiir de sonsuzdur diye gülümseyerek kendime, okudum.

Şiir her dizesi güçlü bir şiir.

Subyan (sıbyan) çocuklar demek. Çocuksu yalnızlık mı deseydik, ne. Şair her dize güçlü olmalı diye düşünürken bazen böyle suyu bulandırmak mı istedi…

Neyse, bu ak sakallı ve huysuz adama bakma sen. Selam…
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
26.6.2026 22:44:33
Boran üstadım hem adıma hem soyadıma yaptığınız güzel açıklamalar için çok teşekkür ederim. Umarım layık olabilirim... Selamlar saygılar tekraren...
Ahmet Coşkun 1
Ahmet Coşkun 1, @ahmetcoskun1
26.6.2026 22:00:45
Günümün şiiridir

kalemin hep güçlü derin

emekle sıvanmış

kutlarım...
Etkili Yorum
Aren-
Aren-, @aren-
26.6.2026 20:13:15
Ayrılık ne uzun kelime…
Hele ki sonu ortaklaşa inşa edilmişse.
Şiir ki imge imge anlatmış: Eylül, sübyan ayrılık, kanlı hicret… Tek tek değinmeye kalksam bilirsin ki şiir bitmez…

Final ki sorgulamanın zirvesinde topu Lora’ya, sitemi naifçe kucağında kucağına bırakmakta: “neden güller solar da dikenler dimdik ayakta
aşk çilesi çekmeyen her yürek
her sadakatsiz söz bir tutanakta”

Okurken gözüme biriken yaşlarla sordum kendimce: “Neden sevmek insana yetmiyor, sevdikçe niçin girdaplar yüreğinde deviniyor?”

Sürçü lisanımız affola, selam ve saygıyla kardeşim…
howlin wolff
howlin wolff, @vortexgazininoglu
26.6.2026 20:00:47
günün şiiridir şüphesizz nettt
Etkili Yorum
Sevtap Kaya Nurgönül
Sevtap Kaya Nurgönül, @sevtap-kaya-nurgonul
26.6.2026 19:52:57
Bir gidişin insanın içinde açtığı savaşı anlattı şiir bana.

Sanki giden kişiyle değil, ondan sonra kendi içinizde kalanlarla mücadele ediyorsunuz...
Hem özlüyorsunuz hem kızıyorsunuz, hem tutmak istiyorsunuz hem de yıkmak…

Kendi kendinizi sorguladığınız o yer var ya, orası çok net geçiyor okuyucıya.

Okurken bir eksiklik değil, yerinden edilmişlik hissi buruk bir his gibi kaldı içimde.

Sanki bir şey gitmiş ve onunla birlikte sizin bir parçanız da yerini kaybetmiş gibi.

Kolay okunmuyor… ama çok gerçek...

Bazen bir şiiri yazmak sil baştan her şeyi yeniden yaşamak demektir.

Ve şairi her dizede bile isteye kanırta kanırta kanatır kendini...

Ki bazen de şu anda bana olduğu gibi bu duygu birebir geçer okuyucuya...

Belki de Şair olmak veya Şiir olmak da böyle bir şey..

İçten tebriklerim, sevgim ve saygımla, günümün şiirine ve şairine. selam olsun...🙏👋

Sevtap Kaya Nurgönül tarafından 26.6.2026 23:19:34 zamanında düzenlenmiştir.
Etkili Yorum
kalb-i rüzgar
kalb-i rüzgar, @kalb-i-ruzgar
26.6.2026 19:31:38
dikeninden bile gül açardı oysa yazılmasaydı tutanağa adı...

fondaki ateş bile üşümesine yetmemiş şiirin..

d-okunasıydı...

saygılarımla boran şair...
imbatto
imbatto, @imbatto
26.6.2026 19:19:36
kaybolmuşluğun ayak g-izleri....

hatırası silinemese de haritası silinmiş coğrafyanın pusulası olmuş kalem..

eyvallah boran şair...

saygımla
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
26.6.2026 19:09:02
Zıtlıkların Dramatik Uyumu: Şiirin başlangıcındaki "sübyan bir yalnızlık" ve "et örgülü karanlık" imgesi, masumiyet ile karanlığın iç içe geçtiği o tuhaf, tekinsiz alanı çok iyi betimliyor. "İçimde boyun eğmeye namzet karanfiller" ifadesi, kırılganlık ve direnç arasındaki ince çizgiyi harika yansıtıyor.
BEŞİĞİ KALEMDEN
BEŞİĞİ KALEMDEN, @besigikalemden
26.6.2026 18:47:26
Sessiz bir çığlıkla ihtilaller yapan şairene bir büyü gibi...
Muazzam.
Kaleminize yüreğinize sağlık hocam.
Gönül sözünüz daim olsun.
Selam ve saygılarımla 💐


BEŞİĞİ KALEMDEN tarafından 26.6.2026 19:07:00 zamanında düzenlenmiştir.
neneh.
neneh., @neneh-
26.6.2026 18:42:39
Tek kelime ile muhteşem.Okudum , nefesim kesildi adeta sustum..Üstad'a saygıyla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL