6
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
104
Okunma
ellerimdeki kül rengi zamanlardan
soluyarak geçtiğim akşamlar
biraz muteberdir yarına
ben biraz da zamana yenildim aslında
acıyla her seviştiğimde mesela
soğuduğum çok olmuştur tenine
ve gözlerim yeminlidir
çok zamandır
aşkın bu irinli haline
dal olsam çiçeklerin rengiyle uğraşmam
aklımda tutamam kaç fesleğen
intihar etmiştir senin için
şimdi sana yalnızlığın kırılan kemik seslerini duyuramam
anlatamam da
sesim de çekilir kendi boşluğuna
o gün işte, ilk kez yabancı bir erkeğin
boynuna sarıldım
ucuz, bir gül getirdi bana
soluksuz izledim çıplak tenini
ve yarasaların iniltisine karışan
her intihara kalkıştığımda
bir taş gibi oturup durdu karşımda
elbette ben de sabahları kana
bulanmayı sevmem
mermerler nasıl da soğuktur hastane duvarlarında , bilmezler
ve ağlayarak ikindi ezanlarında
bir telefon ahizesinde
öylece sustuk onunla
sonra ağlamalarım da sustu
sonuçta göbek bağına kusurlar yüklemedim
yüzüne vurmadım
kör gözlerini
bağlanmadım da çok
o taş çok ağırdı çünkü
öfke nöbetlerine boğulduğum her gün
derimi ikiye bölen o yoksulluk
yüzüme çelme takıp, çok devirdi
gözlerini göğüs uçlarıma
ben hiçbir çiçeği gerektiği gibi sulamayı beceremedim
dünya şiir sevmiyor sevgilim
bunca şiir,
bunca uslubu bozuk şair
nereye gömülür oysa
bunca zaman sonra , sırf bu yüzden
ölmeyi bilmeyen birine
ölümü ve sevmeyi
anlatmak suç olsa gerek
ben sardunyaları severken de
incittiğimi fark ettim o gün
vaz geçtim içimdeki bu yarayı eşelemeyi
ve sonrasında kuşları
bıraktım özgürlüğüne
ne tuhaftır acının rengiyle sevişmek
ve bunca kusurlu gölgenin içinde
fotojenik
olmamanın bedelini
çok ağır ödedim
hem de seninle.
Fruze Özge
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.