1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
95
Okunma
Beklemek; gelip gelmeyeceğini bilmeden beklemek,
Bir kapının eşiğinde değil de zamanın kıyısında durmak gibidir.
Ne adımların sesini duyarsın uzaktan,
Ne de sessizliğin ne zaman biteceğini bilirsin.
Yine de içinde sönmeyen bir ışıkla bakarsın ufka,
Belki bugün, belki yarın diye.
Günler geçer, mevsimler değişir,
Ağaçların yaprakları sararır, yeniden yeşerir.
Şehir aynı şehir değildir artık,
Sokaklar başka hikâyeler taşır kaldırımlarında.
Ama bekleyen yüreğin, zamana inat,
İlk günkü yerinde atmaya devam eder.
Beklemek bazen bir özlemin adıdır,
Bazen yarım kalmış bir cümlenin son kelimesi.
Söylenemeyenlerin yükünü taşır omuzlarında,
Gönderilemeyen mektupların, tutulamayan ellerin,
Vakti gelince söylenecek sanılan sözlerin
Sessiz muhafızı olur.
Bilirsin; gelmeyebilir.
Belki çoktan başka yollar seçmiştir kader,
Belki aynı gökyüzüne baksa da başka düşler kuruyordur.
Yine de vazgeçemez insan hemen,
Çünkü umut, kalbin en inatçı misafiridir;
Gitmesi gerektiğini bilse de kalmaya devam eder.
Ve bir gün anlarsın;
Beklemek sadece birini beklemek değildir aslında.
Kendini, eksik kalan yanlarını,
Kaybettiğin inançları ve yeniden doğacak cesareti beklersin.
Gelmesini umduğun kişiyle birlikte
Kendi içindeki baharı da beklersin.
İşte bu yüzden beklemek ağırdır;
Saatlerin yükü omuzlarına çöker,
Geceler uzar, sabahlar geç gelir.
Ama insan yine de pencereyi kapatmaz tamamen,
Çünkü en uzun bekleyişlerin bile içinde
Bir ihtimal saklıdır.
Gelirse özlemin sonu olur,
Gelmezse bekleyenin hikâyesi büyür.
Ve bazı hikâyeler kavuşmakla değil,
Sabırla geçen yılların bıraktığı izlerle güzelleşir.
Çünkü bazen sevmenin en derin hâli,
Gelip gelmeyeceğini bilmeden bekleyebilmektir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.