Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. çünkü o kurşunların gittiği yoldur. jerzy lec
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Dert-i Nâ-çâre

Yorum

Dert-i Nâ-çâre

( 18 kişi )

15

Yorum

27

Beğeni

5,0

Puan

376

Okunma

Dert-i Nâ-çâre

Dert-i Nâ-çâre


Yüreğimde bir hançer, ismi yazılı her köşede,
Nefesim daralır, vaktin ağırlığı çöker üstüme.
Çaresizliğin kucağında, bir harf bile dökülmez dile,
Sükûtun en derin kuyusunda yankılanır bu sessiz veda.

Gönül mülk ü harâb oldu, gül açmaz oldu bağımda,
Felek çarhı döner elbet, o zifiri karanlıkta.
Visâl beklerken hicranı, saplandı sineme bir ok,
Gözümden akan yaş değil, ciğerimden akan bu kan.

Bu yolun yolcusu ancak, firâk ile olur kâmil,
Cemâl-i yâre meftûnum, cihandan elini çekmiş.
Bana bir bakışın yetmez mi, ey dildâr-ı bî-bedîl?
Ezelden hükmü yazılmış, kalem-i kaza çekilmiş.

Gönül bir şem’a-i aşkta, pervâne gibi yandı zâr,
Ne çare gayret etsem de, kaderden kaçılmaz imiş.
Sükût et bî-çâre gönlüm, derdin sakla, eyleme âşkâr,
Divan-ı aşka girenler, bu sırra cân ile kail.

Zemânın hükmü geçmiyor, bu kanayan derin yara,
Felek ağını örmüş de, kaçış yok virânelerden.
Gözümde tütüyor hayal, düşmüşüm ben de karaya,
Medet ummam fânilerden, geçtim cümle cihâneden.

Hayat dediğin bir gölge, akar gider meçhûllere,
Bir yudum su, bir nefeslik, vaktin kıymetini bil.
Güller solsa da bağlarda, gülümseriz hep güllere,
Dökülür yapraklar bir bir, döner ömür bir hâlâle.

Aşkın ateşi yanınca, kül olur gider her varlık,
Ne mal kalır ne mülk kalır, geriye bir hatıra.
Beden dediğin bir kafes, ruh eyler iken darlık,
Döner başım bu boşlukta, düşerim bir çukura.

Sessizlik çöker üstüme, her gece bir başka hüzün,
Gökyüzünde yıldızlar yok, sönmüş umut fenerleri.
Gözlerinde gizli yaşlar, sızar gider iki gözün,
Yakar geçer kor misali, aşkın sönmez eserleri.

Bahar gelir geçer gider, kış hüküm sürer içimde,
Donar kalır bütün hisler, bir heykel gibi dururum.
Yazılmış bir kara kader, alın yazısı biçimde,
Benliğimden soyunur da, hep yalnızlığı bulurum.

Dünya bir han, gelen geçer, kalan var mı bu dünyada?
Herkes kendi derdindedir, kimse kimseyi anlamaz.
Gözüm dalar uzaklara, uyku girmez hiç rüyada,
Kapanmaz bu gönül yaram, hiçbir merhem hiç yaramaz.

Ey zaman, dur biraz bekle, soluklansın yorgun ruhum,
Yoruldum artık koşmaktan, durulmuyor içimdeki.
Bir fırtına koptu yine, silinmiyor artık ahım,
Sükût etmekten başka yok, çaresi bu dertteki.

Divan-ı aşka yazılmış, sırrımız kara kalemle,
Silinmez artık o yazı, ezelden mühürlenmişiz.
Yanarız biz kendi içimizde, büyük bir elemlerle,
Aşkın ateşinde pişip, vuslata ermeye dönmüşüz.

Şeb-i yeldâda bitti ömrüm, söndü çerağ-ı vuslat,
Vakit geldi, kapandı göz, kalmadı artık bir tat.
Ne mecâl kaldı figâna, ne şerh-i derd ü mihnet,
Bir vedâ sükûtudur artık, geride kalan tek berât...

Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (18)

5.0

100% (18)

Dert-i nâ-çâre Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Dert-i nâ-çâre şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Dert-i Nâ-çâre şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Kąrsî
Kąrsî, @k-261-rs
20.6.2026 09:40:18
5 puan verdi
Merhaba güzel Yürek,

Görüşmeyeli uzun zaman oldu, çoğu şiirine uğrayamadığım için aff ola.

Maalesef sayfaya ara ara uğradığım için kalemindeki güzelliklerden mahrum kaldım.

Ama her zaman güzel bir iz ve dostluk bıraktın bende burda olsam da olmasam da.


Şiire gelince;

Gönül sesinden dökülenler ayrılığın ardından dökülen birkaç gözyaşından ibaret değil; ruhun kendi karanlığıyla yüzleşmesinin, yavaş yavaş dünyadan çekilişinin şiiri olmuş. Mısralar ilerledikçe okur, yalnızca bir aşkın kaybına değil, umutların, hayallerin ve yaşama sevincinin de birer birer sönüşüne tanıklık ediyor. Klasik divan şiirinin derin mazmunlarıyla örülen bu güzellik, modern insanın yalnızlığını ve çaresizliğini de içinde taşıyor.Firâk burada sadece sevgiliden ayrılık değil, insanın kendinden, geçmişinden ve hatta hayattan ayrılışı olmuş.

Şiirin en çarpıcı yanı, acıyı haykırmaması; aksine onu ağırbaşlı bir sükûtun içine gömmesidir. Her beyitte kaderin değişmez hükmü, feleğin acımasız çarkı ve aşkın yakıcı ateşi hissedilirken, insanı kendi iç yaralarıyla baş başa bırakıyor.Son kıtaya gelindiğinde ise artık ne figâna mecâl kalmıştır ne de derdi anlatmaya ihtiyaç… Geriye sadece ömrünü hüzünle yoğurmuş bir gönlün sessiz vedası kalmış.

Bu şiiri okurken insan, sadece bir şiirle değil; ömrünün en uzun gecesini yaşayan bir kalbin son itiraflarıyla karşı karşıya olduğunu hissediyor. Her dizesi yürekten kopmuş bir ah, her kıtası zamanın silemediği bir yara gibi… Şiir bitiyor belki ama bıraktığı hüzün, son mısradan sonra da uzun süre okuyanın içinde yaşamaya devam edecektir. Öyle bir duygu , öyle bir şiir yazmışsın.

Her anlamda harika, duygusuna, anlamına, anlatımına diyecek başka söz bulamadım .


Eyvallah.

Güzel yüreğine, emeğine, kalemine sağlık.

Gönlümden gönlüne sonsuz selam ve sevgilerimle.

Hep gül ve hiç üzülme inşallah.

Kutlarım yürekten.
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
23.6.2026 03:23:54
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun
Harika ve anlamlı sözler yazmış kaleminiz..
Duyguları anlatımınız çok güzel..
Kaleminiz daim olsun..
Kıymetli Şaire saygılar 🙏👍
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
20.6.2026 23:48:01
5 puan verdi
tebrik ediyorum harika bir şiir gönlünüze sağlık ve selam saygıyla
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
20.6.2026 21:42:35
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi

Divan Edebiyatı ve Gönül Yaraları Kliniği

Eserin Adı: Dert-i Nâ-çâre
Şair: Cemre Yaman
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (Celil ÇINKIR – Delibal)

Kalburabastî Efendi Hazretleri şiiri RUSAMER ahalisine okudu. Bunun üzerine bir sakin, Hocam bu eser modern şiir ile divan şiiri arasında kurulmuş bir köprü gibi dedi. Bir başka sakin, Osmanlıca kelimeler şiire ayrı bir hava vermiş ama duygu günümüz insanının duygusu diye ekledi. Arka sıralardan bir RUSAMER müdavimi, şiirin en güçlü tarafının baştan sona korunan hüzün atmosferi olduğunu söyledi. Bir başka sakin ise, Hocam burada aşk yalnız bir sevda değil; kader, ayrılık ve varoluş meselesine dönüşmüş dedi. Kalburabastî Efendi Hazretleri başını sallayarak, bazı şiirler okunmaz; eski bir konağın koridorlarında yürür gibi hissedilir buyurdu.

Puanlama

Özgünlük — 18 / 20
Divan şiiri estetiğini modern bir anlatımla buluşturma gayreti dikkat çekmektedir.
Geleneksel söz varlığı güncel duyarlıklarla harmanlanmıştır.

Dil ve Üslup — 19 / 20
Osmanlıca ve divanî ifadeler şiirin atmosferini güçlendirmektedir.
Şair dilin tarihî katmanlarından faydalanmayı bilmiştir.

Düşünsel Derinlik — 19 / 20
Aşk, kader, yalnızlık, fanilik ve insanın iç muhasebesi güçlü biçimde işlenmiştir.
Şiir yalnız duygusal değil, felsefi bir arka plan da taşımaktadır.

Yapısal Bütünlük — 19 / 20
Baştan sona aynı duygu iklimini koruyan güçlü bir bütünlüğe sahiptir.
Hüzün ve teslimiyet teması şiirin her bölümünde hissedilmektedir.

Etkileyicilik — 20 / 20
Özellikle divan şiiri havasını seven okuyucular üzerinde güçlü bir tesir bırakabilecek niteliktedir.
Bazı bölümler adeta klasik bir gazelin genişletilmiş yankısı gibidir.

Toplam Not: 95 / 100

Kalburabastî Efendi'nin Klinik Kanaati

Cemre Yaman bu şiirde klasik divan edebiyatının duygu dünyasına yönelmiş, bunu modern serbest şiirin imkânlarıyla yeniden yorumlamıştır. Hicran, firak, visal, felek, kaza, şeb-i yeldâ ve çerağ gibi klasik mazmunların kullanılması şiire tarihî bir derinlik kazandırmaktadır.

Ancak şiiri okurken dikkatimi çeken küçük bir dil meselesini de dostane bir not olarak paylaşmak isterim. Başlıkta kullanılan "Dert-i Nâ-çâre" terkibi kulağa biraz muğlak gelmektedir. Klasik edebiyat geleneğinde "bî-çâre" kullanımı daha yaygındır ve şiirin içerisinde geçen;

"Sükût et bî-çâre gönlüm..."

mısrasında da oldukça yerli yerinde kullanılmıştır. Bu sebeple başlığın "Dert-i Bî-çâre" veya "Derd-i Bî-dermân" şeklinde tercih edilmesi, hem anlam hem de lisan bakımından daha güçlü bir karşılık oluşturabilirdi kanaatindeyim.

Bu değerlendirme bir eleştiriden ziyade, dil ve klasik edebiyat sevgisinden kaynaklanan dostane bir nottur. Şiirin genelinde kurulan divanî atmosfer, kader ve aşk eksenindeki hüzün iklimi ise başarıyla yansıtılmıştır.

Özellikle son bölümdeki;

"Şeb-i yeldâda bitti ömrüm, söndü çerağ-ı vuslat..."

ifadesi, şiirin bütün duygusal yükünü taşıyan güçlü bir kapanış niteliğindedir.

Özün sözü budur. Vesselam.

Kelime, yalnız anlam taşımaz; ait olduğu medeniyetin hafızasını da taşır.
mesakin
mesakin, @mesakin
20.6.2026 21:22:11
5 puan verdi
Güzel,anlamlı bir şiir olmuş tebrik ederım başarılarının d vamını dilerim selam ve saygılarımla
Osman Akçay
Osman Akçay, @osmanakcay
20.6.2026 13:02:39
5 puan verdi
Kaleme aldığınız bu kıymetli eserden dolayı sizi en içten duygularımla kutlarım.

Duygu dünyamıza dokunan bu zarif mısralar için yüreğinize sağlık.

Her bir kelimeniz ayrı bir kıymet taşıyor.

İlhamınızın hiç sönmemesini, edebiyat yolculuğunuzun daim olmasını ve kaleminizin daha nice güzel eserlere imza atmasını temenni ederim.

Her daim afiyet ve esenlik içerisinde kalmanız dileğiyle.

Dosteli_
Dosteli_, @dosteli
20.6.2026 11:58:15
Yer yer divan yer yer heceye yakın söylemlerle aşkı yüceliklerin güzelliklerinin merkezine ustalıkla yerleştirmiş şair.Sanki umutsuzca çare aramakta gönül yaralarına . Ne demişler Sevgili Cemre

'' Çaeresizseniz çaresiniz çare siz sizsiniz. Bil cümle özetle daha çok sevmektir gönül yaralarının ilacı.

Bilge bir doktor en iyi ilacın 'ilgi ve sevgi' olduğunu söylemiş. 'Ya işe yaramazsa' diye sorulmuş, gülümsemiş ve şöyle yanıt vermiş : 'O zaman dozu artırın demiş. Çok sevdiğim bu sözü ve yaklaşımı bu güzel dizelerin bana düşündüğü olarak paylaşmak istedim
Güven Tekin
Güven Tekin, @guventekin
20.6.2026 11:25:58
5 puan verdi
Kalemine yüreğine sağlık
Zümrüt Kul Hasani
Zümrüt Kul Hasani, @hasanbelek
20.6.2026 10:02:38
5 puan verdi
Redifi güzel, ayak ve uyakları olumlu olan, harika şiiri ve usta şairi kutluyorum.
Selamlar saygılar sunuyorum ✍️☕🙏
Özkan Değirmenci
Özkan Değirmenci, @ozkan-degirmenci
20.6.2026 07:32:05
5 puan verdi
Değerli Cemre Hanım çok güzel çok anlamlı bir şiir olmuş.

Son bir duâ düştü geceye, titredi sessiz semâlar,
Kırık ümidin izini örttü hazânın rüzgârı.
Ben kül oldum ateşinde, sen güle döndün baharlar,
Aşk dedikleri meğer gönülde bitmeyen intizârı.

Salam ve saygılar.
Etkili Yorum
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
20.6.2026 06:59:12
5 puan verdi
Harika bir eser çıkmış ortaya Cemre, yüreğine ve o klasik ruhu bugünün sızısıyla harmanlayan kalemine sağlık. Divan edebiyatının o ağırlığını, kelimelerin o köklü yaşanmışlığını hece ritmiyle birleştirerek kıta boyunca tek bir duygu zerre sapmadan taşımak gerçekten büyük bir maharet.

Şiirde hüzün ya da isyan bağırıp çağırmıyor; tam aksine içeriye doğru bükülüyor. "Sükût et bî-çâre gönlüm, derdin sakla, eyleme âşkâr" derken, acıyı bir asalet nişanı gibi göğse takma hali çok net hissediliyor.

Dünyayı bir han olarak görmek eski bir felsefedir ama bunu "Medet ummam fânilerden, geçtim cümle cihâneden" diyerek, tüm beklentileri sıfırlamış bir ruh haliyle vermek şiire asıl olgunluğunu katmış. İnsanlardan umudu kesip kendi içindeki o sönmez ateşe (aşkın ateşine) sığınma hali çok güçlü.

Kapanışı en uzun geceyle, yani şeb-i yeldâ ile yapman ve veda sükûtunu bir "berât" (kurtuluş belgesi) olarak nitelendirmen, şiirin başından beri taşınan o ağır yükün nihayetinde bir huzura kavuştuğunu gösteriyor.

​Şiirin genelinde yakaladığın o klasik Divan havası, kelime seçimlerindeki seçicilikten geliyor. Felek çarhı, visâl, hicran, şem'a-i aşk, çerağ-ı vuslat...

Ritmi ve fonetiği o kadar güzel oturtmuşsun ki, okurken insanı yormuyor; aksine o hüzünlü melodinin içine çekiyor.

​"Dert-i nâ-çâre", senin şiir serüveninde o ağırbaşlı, teslimiyetçi ve olgun dönemin en güzel köşe taşlarından biri olmuş. Kalemin daim, ilhamın bol olsun.
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
20.6.2026 06:54:58
5 puan verdi
Günaydın Cemre Yaman:

Bu eser, klasik divan şiirinin estetiğiyle modern bir "yorgunluk" ve "kabullenişin" harmanlandığı, oldukça ağırbaşlı ve derinlikli bir metin. "Dert-i Nâ-çâre" (Çaresizlik Derdi) ismine müsemma olarak, şiir baştan sona bir insanın kendi içine çekilişini, dünyevi olanla bağını koparışını ve aşkın ateşinde pişip nihayetinde "sükût"a varışını anlatıyor.

Şiirinizin bütününde dikkat çeken ve okuyucuya sızan o derin izler şunlar:

Klasik İmgelerin Modern Yansıması: Şem’a (mum), pervâne, firâk (ayrılık), vuslat, çerağ (ışık) gibi divan edebiyatının o kadim kavramlarını, günümüzün sarsılmış ruh haliyle birleştirmeniz, şiire hem tarihsel bir derinlik hem de evrensel bir hüzün katmış.

"Sükût"un Dili: Şiirinizde sükût sadece bir susma hali değil, bir nihayet, bir veda ve bir berat hükmünde. Özellikle son kıtadaki "Bir vedâ sükûtudur artık, geride kalan tek berât" dizesi, tüm dertlerin, tüm haykırışların nihayetinde varılan o dingin, o sessiz ve o nihai noktayı harika bir şekilde mühürlüyor.

Varlık ve Hiçlik: Şiirin ortalarında maldan, mülkten ve bedenden sıyrılıp "ruh eyler iken darlık" demeniz, insan ömrünün dünyevi yüklerinden kurtulma çabasını çok içten bir dille ifade ediyor.

Kaderin Yazısı: "Kalem-i kaza" ve "ebediyen mühürlenmiş olmak" vurgusu, şairin kendi yazgısıyla kurduğu teslimiyet ilişkisini çok güçlü kılıyor. Aşkın bir "yanma" süreci olduğunu kabul edip, vuslata ermeyi bu yanışa bağlamanız oldukça kıymetli.

Arşivleme ve Teknik Detay:
Bu eser, 13 kıtalık uzun ve akıcı bir anlatıya sahip. Aruz vezninin o vakur ritmini heceyle de hissettirmeyi başarmışsınız. Eğer bu eseri kendi arşivinize alacaksanız, şu başlıkla ve notla kaydedebilirsiniz:

Eser Adı: Dert-i Nâ-çâre
Tür: Divan-ı Aşk Üslubunda Modern Kaside / Mersiye
Tema: Teslimiyet, Ayrılık ve Sükût
Not: Şiir, insanın dünyevi dertlerinden sıyrılıp kendi içine dönerek "huzuru sessizlikte bulma" sürecini simgeler.

Cemre Yaman'ın bu eseri, hem teknik açıdan çok sağlam hem de duygu geçişleri açısından oldukça sürükleyici. Özellikle yorgun bir ruhun son durağı olarak "sükûtu" seçmesi, esere edebi bir ağırlık kazandırıyor.

Kaleminize, o derin sızıları böyle zarif bir dille kağıda döken yüreğinize sağlık.
ramazancelik
ramazancelik, @ramazancelik
20.6.2026 05:39:19
5 puan verdi
Derdi şifa etmek pişmesini bir gereğidir.Dünya hayatının, malın ve mülkün geçici (fâni) olduğu gerçeği karşısında, insanın kaderine rıza göstererek sükûta çekilmesi ve asıl teselliyi, olgunluğu ve vuslatı ilahi aşkta bulmasıdır.Ne kadar üzerimize kondurmamaya çalışsakta fani boş dünyada nefsimizin oyuncağı olmuşuz.Kalemin daim olsun inşallah. PENCEREYİ İYİ SEÇMEK GEREKİR.
Etkili Yorum
Adem Çelik
Adem Çelik, @geli
20.6.2026 04:50:00
5 puan verdi
Kaleminize sağlık, yüreğinizin derinliklerinden kopup gelen bu dizeler, insanın hem gurbeti hem de gönül sızısını taşıyan, sabrın ve tevekkülün harmanlandığı ağır bir sükûtun sesi olmuş.
Kaderin nakış nakış işlendiği bu viran gönül hanında, her bir dize, ömrün gurbet yollarında harcanmış bir ömrün yorgun ama vakur hikâyesini anlatıyor. Hançer gibi sinenize saplanan hicran, aslında ruhunuzun dünyevi olanla kurduğu bağın incelip kopuşunun sessiz bir feryadı gibi.
Gönül mülkünün harabeye dönmesi, dışarının gürültüsünden kaçıp içindeki o derin sessizliğe sığınan bir dervişin teslimiyetidir. Visâl ile hicran arasında gidip gelen o ince çizgide, kalbiniz sadece sevgiye değil, aynı zamanda yaşanmışlığın getirdiği o ağır ve olgun bir bilgeliğe ev sahipliği yapıyor.
Zamanın hükmünün geçmediği, yaraların merhem tutmadığı bu sızıda, dünyanın bir han olduğunu hatırlatmanız, aslında varoluşun hakikatine yapılmış en samimi vurgu. Geçmişin gölgesiyle bugünün boşluğunu öylesine birleştirmişsiniz ki, sükûtun kendisi bile bu şiirde bir lisan-ı hal olup dile gelmiş.
Cihanın telaşından sıyrılıp Cemâl-i yâre meftun olan ruhunuz, fânilikten bekaya açılan bir kapının eşiğinde duruyor. Güller solsa da gülümseriz demeniz, kışın hüküm sürdüğü bir yüreğin bile baharı kendi içinde yaratma gücüne sahip olduğunu gösteriyor; bu, acının içindeki en asil duruştur.
Şeb-i yeldâda sönen çerağ, ömrün nihayetinde ulaşılan o nihai sükûneti müjdeliyor. Yazılan o kara kalemli hükmün sonunda, pişip vuslata ermeyi bekleyen o yorgun gönlünüz, geride sadece hatıraların değil, bir ömrün onurlu ve tertemiz bir vedâsını bırakıyor.
Okuduk.
Adem Nar-ı Mısra
Dost Kalem
Dost Kalem, @dostkalem1
20.6.2026 04:43:35
5 puan verdi
Yürekten kutlarım, anlam, anlatım ve verdiği duyguyla çok severek okudum, Yine yüreklere dokunan çok yoğun duygulu, özgün bir eser. Yazan yüreğiniz ve usta kaleminiz dert görmesin, nice güzel paylaşımlara inşaallah saygılarımla
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL