15
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
376
Okunma

Yüreğimde bir hançer, ismi yazılı her köşede,
Nefesim daralır, vaktin ağırlığı çöker üstüme.
Çaresizliğin kucağında, bir harf bile dökülmez dile,
Sükûtun en derin kuyusunda yankılanır bu sessiz veda.
Gönül mülk ü harâb oldu, gül açmaz oldu bağımda,
Felek çarhı döner elbet, o zifiri karanlıkta.
Visâl beklerken hicranı, saplandı sineme bir ok,
Gözümden akan yaş değil, ciğerimden akan bu kan.
Bu yolun yolcusu ancak, firâk ile olur kâmil,
Cemâl-i yâre meftûnum, cihandan elini çekmiş.
Bana bir bakışın yetmez mi, ey dildâr-ı bî-bedîl?
Ezelden hükmü yazılmış, kalem-i kaza çekilmiş.
Gönül bir şem’a-i aşkta, pervâne gibi yandı zâr,
Ne çare gayret etsem de, kaderden kaçılmaz imiş.
Sükût et bî-çâre gönlüm, derdin sakla, eyleme âşkâr,
Divan-ı aşka girenler, bu sırra cân ile kail.
Zemânın hükmü geçmiyor, bu kanayan derin yara,
Felek ağını örmüş de, kaçış yok virânelerden.
Gözümde tütüyor hayal, düşmüşüm ben de karaya,
Medet ummam fânilerden, geçtim cümle cihâneden.
Hayat dediğin bir gölge, akar gider meçhûllere,
Bir yudum su, bir nefeslik, vaktin kıymetini bil.
Güller solsa da bağlarda, gülümseriz hep güllere,
Dökülür yapraklar bir bir, döner ömür bir hâlâle.
Aşkın ateşi yanınca, kül olur gider her varlık,
Ne mal kalır ne mülk kalır, geriye bir hatıra.
Beden dediğin bir kafes, ruh eyler iken darlık,
Döner başım bu boşlukta, düşerim bir çukura.
Sessizlik çöker üstüme, her gece bir başka hüzün,
Gökyüzünde yıldızlar yok, sönmüş umut fenerleri.
Gözlerinde gizli yaşlar, sızar gider iki gözün,
Yakar geçer kor misali, aşkın sönmez eserleri.
Bahar gelir geçer gider, kış hüküm sürer içimde,
Donar kalır bütün hisler, bir heykel gibi dururum.
Yazılmış bir kara kader, alın yazısı biçimde,
Benliğimden soyunur da, hep yalnızlığı bulurum.
Dünya bir han, gelen geçer, kalan var mı bu dünyada?
Herkes kendi derdindedir, kimse kimseyi anlamaz.
Gözüm dalar uzaklara, uyku girmez hiç rüyada,
Kapanmaz bu gönül yaram, hiçbir merhem hiç yaramaz.
Ey zaman, dur biraz bekle, soluklansın yorgun ruhum,
Yoruldum artık koşmaktan, durulmuyor içimdeki.
Bir fırtına koptu yine, silinmiyor artık ahım,
Sükût etmekten başka yok, çaresi bu dertteki.
Divan-ı aşka yazılmış, sırrımız kara kalemle,
Silinmez artık o yazı, ezelden mühürlenmişiz.
Yanarız biz kendi içimizde, büyük bir elemlerle,
Aşkın ateşinde pişip, vuslata ermeye dönmüşüz.
Şeb-i yeldâda bitti ömrüm, söndü çerağ-ı vuslat,
Vakit geldi, kapandı göz, kalmadı artık bir tat.
Ne mecâl kaldı figâna, ne şerh-i derd ü mihnet,
Bir vedâ sükûtudur artık, geride kalan tek berât...
Cemre Yaman
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.