Ne bir adım ileri gidebildik ne geri dönebildik.. Hangi yola sapsak çıkmazlara denk geldik.. O kadar incindi ki içimizdeki o sessiz çocuk.. Kimden bir parça şefkat umsak hüsran gördük.. Zamanın silip süpüremediği tortular kaldı geride.. Her sabah çözüldüğümüz bir kördüğüm olduk.. Yalnızlığımıza garipsercesine bakanlar varmış.. Biz en çok kendi içimizin zindanında mahsur kaldık..
Nereden bilecektik kimin koynunda hangi yılan uyur.. Biz hesapsızca uzattığımız ellerin.. Bir anda havada kalışını seyrettik... Ne yoksulluk ne gurbet büktü bu boynu.. Biz en çok güvendiğimiz dağların karında üşüdük... Haksızlığa uğradık hep en haklı olduğumuz yerden.. Yol açtığımız nehirlerin kuruttuğu topraklarda.. Sığındığımız limanların asıl fırtına çıkardığı yerde..
En çok değer verdiğimiz ruhların gölgesinde, Bir gün bile soluklanamadık.. Nereden bileceksin insanların maskesiz halini.. Dost kisvesi altında gezen ne çok yabancı var.. Her şeyimizi feda ettiğimiz kalplerin.. En karanlık köşelerinde unutulup gittik.. Hep bir parça eksildi ömrün tarlasından.. Acıyla piştik, sessizlikle ağırlaştık..
Şimdi halimize laf ediyormuş dışarıdakiler.. Biz bu sessizliğe kendi içimizdeki, Yangınlardan kaçarak sığındık… Kimleri sildik kimleri gömdük kalbin mezarlığına.. Geri dönüşü yok artık bu yorgun yolların.. Öğrendik ihanetin her türlü rengini solumayı.. Arkasına bile bakmadan gidenlerin ardından.. Ne yarım kalan düşler.
Hangi rüzgar seni alıp götürecek nereden bileceksin.. Bugün can olan yarın başka bir iklimde.. Hangi güvendiğin dal elinde kuruyacak.. Bu sefer hangi hayalin yarı yolda kalacak.. Seni sırtından bıçaklayan kim olacak.. Nereden bilecektik...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu şiiri okurken benim karşıma bir ayrılık hikâyesinden çok daha fazlası çıkıyor. Burada asıl anlatılan, hayattan ve insanlardan aldığı darbelerle kendi içine çekilmek zorunda kalan bir ruhun sessiz çöküşü…
Bazen insanı yoran yolun kendisi değil; yol boyunca güvendiği insanların, sığındığı yerlerin ve inandığı değerlerin birer birer yabancılaşmasıdır.
Güzel yüreğinden dökülenler acıyı anlatmakla yetinmemiş; acının insanda bıraktığı tortuyu göstermiş. “Ömrün tarlasından eksilen parçalar”, “kalbin mezarlığı” ve iç yangınlardan kaçıp sessizliğe sığınmak… Bunların her biri, yaşanmışlığın izini daha da derinleştiriyor.
Ve finalde gelen “Nereden bilecektik…” Maalesef insan bazı yaraları yaşarken değil, geriye dönüp baktığında anlıyor. En acısı da şu: Bazen kaybetmekten değil, bir daha eskisi gibi güvenemeyecek olmaktan yoruluyor insan.
Kaleme alınmış bir şiirden ziyade, susmuş bir insanın iç sesi gibi… Okunmuyor sadece; insanın kendi yaralarına dokunuyor.
Bunu da söyleyip bitiriyorum yorumu, bence en büyük hatamız herkesi kendimiz gibi gördüğümüzdendir.
Her zaman ki gibi hissettim, yaşadım ve kendimi buldum.
Güzel yüreğin inşallah bundan sonra huzuru , mutluluğu yakalar ve bir daha da bırakmaz.
Bu derinlikli okumanla, mısraların arkasındaki o sessiz çığlığı ve uzun yorgunluğu bu kadar sahici biçimde hissetmen beni çok etkiledi. İnsanın en çok kendi içindeki zindanda mahsur kalması, evet, tam da anlattığın gibi dışarıdaki fırtınalardan çok daha yıkıcıdır. Kaybetmekten ziyade, o güven duygusunu bir daha aynı safiyetle kuramayacak olmanın yarattığı ağırlık... Mısralarda sese bürünen tam da bu ıstıraptı. "Herkesi kendimiz gibi görmek" cümlesiyle özetlediğin o büyük yanılgı, sanırım yeryüzünün en kadim kırılmasıdır. Kalbimin mezarlığına gömdüğüm onca hayal kırıklığının arasına dokunduğun ve bu şiiri kendi yüreğinde yeniden var ettiğin için gönülden teşekkür ederim. Güzel dileklerin ve bu anlamlı yoldaşlığın için candan selam, sevgi dua ve saygılarımla üstadım..
Bu derinlikli okumanla, mısraların arkasındaki o sessiz çığlığı ve uzun yorgunluğu bu kadar sahici biçimde hissetmen beni çok etkiledi. İnsanın en çok kendi içindeki zindanda mahsur kalması, evet, tam da anlattığın gibi dışarıdaki fırtınalardan çok daha yıkıcıdır. Kaybetmekten ziyade, o güven duygusunu bir daha aynı safiyetle kuramayacak olmanın yarattığı ağırlık... Mısralarda sese bürünen tam da bu ıstıraptı. "Herkesi kendimiz gibi görmek" cümlesiyle özetlediğin o büyük yanılgı, sanırım yeryüzünün en kadim kırılmasıdır. Kalbimin mezarlığına gömdüğüm onca hayal kırıklığının arasına dokunduğun ve bu şiiri kendi yüreğinde yeniden var ettiğin için gönülden teşekkür ederim. Güzel dileklerin ve bu anlamlı yoldaşlığın için candan selam, sevgi dua ve saygılarımla üstadım..
insanın en çok güvendiği kişilerden gördüğü ihanet, vefasızlık ve kırgınlıklar karşısında yaşadığı derin yalnızlık, içsel kabuklaşma ve hayatın acı tecrübeleriyle olgunlaşmasıdır.kalemin daim olsun inşallah
Bu şiir, derin bir düş kırıklığını, insan ilişkilerindeki incinmişliği ve ağır bir duygusal olgunlaşmayı konu alan son derece içten ve melankolik bir eserdir. Şiir boyunca hakim olan ana duygu, dış dünyadan ziyade en yakınındakilerden gelen darbelere karşı duyulan sitem, gönül yorgunluğu ve kabulleniştir.
İlk mısralardaki "ne bir adım ileri ne geri" ifadesi, duygu dünyasındaki tam bir kilitlenme ve arafta kalma halini simgeler. Yol imgesi, hayatın sunduğu seçeneklerin nasıl birer çıkmaza dönüştüğünü vurgular.
Şiirdeki "sessiz çocuk" imgesi, insanın en savunmasız, en masum tarafını temsil eder. O çocuğun gördüğü hüsran, bireyin yaşadığı hayal kırıklığının derinliğini ve saf sevgisine karşılık bulamayışını gösterir.
Zamanın silemediği tortular, geçmişten taşınan duygusal yüklerdir. Dışarıdan bakanların anlayamadığı yalnızlık, şiirde bir "zindan" olarak betimlenir; şair asıl hapisliğin insanın kendi içinde yaşandığını ifade eder.
"Güvendiğimiz dağlara kar yağması", "sığındığımız limanların fırtına çıkarması" ve "yol açılan nehirlerin toprağı kurutması" gibi güçlü zıtlıklar, verilen değerin tam tersi bir felaketle sonuçlandığını anlatır. İyilik yapılan ya da sığınılan unsurların yıkıma sebep olması, hayal kırıklığını pekiştirir.
Şiirin sonuna doğru "dost kisvesi altındaki yabancılar", "kalbin mezarlığı" ve "ihanetin renkleri" gibi motifler öne çıkar. Yaşanan tüm acılar insanı "sessizlikle ağırlaştırmış" ve bir korunma mekanizması olarak kendi kabuğuna çekilmesine neden olmuştur. Şiir, hayatın getirdiği beklenmedik ihanetler karşısındaki "Nereden bilecektik..." sorusuyla, çaresiz ama kabullenmiş bir sitemle noktalanır.
Şiirin dili oldukça yalın, samimi ve anlatımsaldır. Klasik Türk edebiyatındaki sitemli tutum ile çağdaş serbest şiirin içsel sorgulamaları harmanlanmıştır. Tekrarlayan "Nereden bilecektik" ve "Nereden bileceksin" kalıpları, şiire ritmik bir ağıt havası ve sorgulayan bir derinlik katmaktadır. Değerli dost şairemizi tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum. Yüreğinize ve kaleminize sağlık. Selam, sevgi ve saygılarımla esen kalın. Mutlu ve huzurlu bir yaşam dileklerimle..
Dökülen her dize, sırtında taşınması imkânsız gibi duran o ağır yükün ve kırılan güvenlerin birer yankısı.
Bazen kelimeler, insanın kendi içindeki o yangını dışarıya sızdırmasının en sessiz, ama en güçlü yoludur.
İnsan en çok da "hiç beklemediğim yapmaz" dediği yerden darbe alınca eksiliyor, o hesapsızca uzatılan eller boşta kaldığında inciniyor. İçindeki o çocuk çok yorulmuş, çok fazla fırtınaya göğüs germiş.
Bütün bu hayal kırıklıklarının ve yorgunluğun arasında, bir yerlerde kaybolmuş o hisleri tamamen kâğıda döküp noktayı koymak ve dizeleri bir iç döküş olarak kaleme alman bir nebze rahatlatmıştır yüreğini..
Değerli kardeşim Cemre güvenin zedelendiği, fedakârlıkların karşılıksız kaldığı ve dostluk maskelerinin ardındaki yabancılaşmanın anlatıldığı bu şiir, bireysel bir kırgınlıktan öte, çağdaş bir insani yalnızlaşma panoraması sunuyor.
Metin, modern insanın en büyük açmazlarından birini merkeze alıyor: Aşırı vericilik ve hesapsız güven neticesinde yaşanan duygusal tükenmişlik. İnsan ilişkilerinin fayda-zarar eksenine oturduğu bir çağda, metindeki en güçlü tema "hesapsızca uzatılan ellerin havada kalması" fikridir.
Şiir, dış dünyadan gelen yoksulluk veya gurbet gibi somut zorlukların insanı yıkmadığını; asıl yıkımın en yakınındakilerden, "güvendiği dağlardan" gelen darbeyle yaşandığını vurguluyor.
Bu arada metin boyunca dışarıdakilerin yargılayıcı bakışlarına karşı bir savunma değil, bir kabulleniş görülüyor.
Dışarıdaki gürültüden ve hayal kırıklıklarından kaçan insan, kendi sessizliğine sığınmıştır. Bu durum bir geri çekilme değil, fırtınalardan korunma hamlesidir.
"Dost kisvesi altında gezen yabancılar" imgesi, günümüz insan ilişkilerindeki samimiyet krizine işaret eder. İnsan değer verdiklerinin gölgesinde dahi soluklanamayacak bir yalnızlığa mahkûm olarak görür kendini.. Şiirin sonundaki kabulleniş, artık bir beklenti içinde olmama halini yansıtır. İhanetin her rengini öğrenmiş olmak, insanı hayata karşı daha korunaklı ama bir o kadar da yorgun kılar.
Bu eser, hayal kırıklıklarının insan ruhunda bıraktığı izleri ajite etmeden, durum tespiti yaparak aktarıyor.
Sadece bir sitem değil; güvendiği yerlerden yara alan bir ruhun, kendi kabuğuna çekilerek ilan ettiği bir olgunluk ve mesafe manifestosu.
Yüreğinin sesini böyle güzel ifade etmen yaşanılan gerçeklerden az da olsa kendini soyutlamanın iyi gelmiştir sana.
Yüreğine kalemine emeğine sağlık sevgili kardeşim.....
Baştan sona sesli okudum beğenerek malesef Çok haklısın keşke vurgularla sizi haksız bulabilseydim değerli dost kalem Yazan kalemi hisseden yüreği kutlarım iyi geceler diliyorum şiirle kalınız şiirlerde haykırmak dileklerimle
Hayatın kırgınlıklarını, güven kaybını ve insanlara dair hayal kırıklığını çok güçlü anlatmışsınız. “Güvendiğimiz dağların karında üşüdük” dizesi özellikle yüreğe dokunuyor. Yüreğinize sağlık.
Cemre şairemin şiiri bana şunları fısıldadı; insanlara güvenme, güvendiğin dağlara kar yağar üşürsün. Kendinden başkasının gölgesine de sığınma açıkta kalırsın... Ümitle tuttuğun dallar bir bir kırılır eline gelir... Velhasıl, hayatın acımasızlığı, insanların güvensizliği şairenin yüreğinden isyan ediyor.... Şiir yüreğinize gam keder değmesin dileğimle hayırlı geceler diliyorum
Saygı değer kıymetli üstadım, Bu derinlikli ve hayatın o sert gerçeğini gözler önüne seren yorumunuz, mısralarımın taşıdığı o sessiz fırtınayı ne kadar da berrak özetlemiş. Güvendiğimiz dağların karında üşümek, başkasının gölgesinde açıkta kalmak ve tuttuğumuz dalların elimizde kuruması... Sanırım insanoğlunun ömür tarlasında biçtiği en ağır dersler bunlardır. Yüreğime değen o güzel dilekleriniz, hayırlı geceler temenniniz ve bu esere ortak olan incelikli sesiniz için gönülden teşekkür ederim. Şiirin o sarp yokuşlarında yalnız olmadığını hissettiren bu güzel paylaşımla geceme kattığınız ışık için minnettarım. Varlığınıza, kaleminize ve dualı sesinize sağlık; selam ve saygılarımla, hayırlı geceler dilerim...
Saygı değer kıymetli üstadım, Bu derinlikli ve hayatın o sert gerçeğini gözler önüne seren yorumunuz, mısralarımın taşıdığı o sessiz fırtınayı ne kadar da berrak özetlemiş. Güvendiğimiz dağların karında üşümek, başkasının gölgesinde açıkta kalmak ve tuttuğumuz dalların elimizde kuruması... Sanırım insanoğlunun ömür tarlasında biçtiği en ağır dersler bunlardır. Yüreğime değen o güzel dilekleriniz, hayırlı geceler temenniniz ve bu esere ortak olan incelikli sesiniz için gönülden teşekkür ederim. Şiirin o sarp yokuşlarında yalnız olmadığını hissettiren bu güzel paylaşımla geceme kattığınız ışık için minnettarım. Varlığınıza, kaleminize ve dualı sesinize sağlık; selam ve saygılarımla, hayırlı geceler dilerim...
Şiirin başından sonuna dek sürdürdüğü o temkinli, kırgın ama bir o kadar da dik durmaya çalışan sitem tonu çok başarılıydı üstadım müthiş. Kaleminize, yüreğinize sağlık; bu içten ve duygusu yüksek eseriniz için yürekten tebrik eder selam ve dua ile saygılarımı sunarım
Saygı değer kıymetli üstadım, Temkinli, kırgın ama aynı zamanda o dik duruşu mısralarda hissedebilmiş olmanız, yazarken duyduğum o sessiz fırtınanın en doğru adrese ulaştığını gösterdi bana. Bu incelikli tespiti ve gönülden gelen güzel dilekleriniz için minnettarım. Varlığınıza, kaleminize ve dualı sesinize sağlık; selam ve saygılarımla, ilhamınız daim olsun...
Saygı değer kıymetli üstadım, Temkinli, kırgın ama aynı zamanda o dik duruşu mısralarda hissedebilmiş olmanız, yazarken duyduğum o sessiz fırtınanın en doğru adrese ulaştığını gösterdi bana. Bu incelikli tespiti ve gönülden gelen güzel dilekleriniz için minnettarım. Varlığınıza, kaleminize ve dualı sesinize sağlık; selam ve saygılarımla, ilhamınız daim olsun...
Tematik ve Lirik Değerlendirme Bu dokunaklı ve içten dökülen serbest dize; hayal kırıklıklarının, samimiyetle uzatılan ellerin boş kalmasının ve insanın kendi iç dünyasındaki o aşılmaz duvarlarla yüzleşmesinin buruk bir sitem ve hayat muhasebesi. Şiir, dışarıdan gelen darbelere göğüs geren ama en yakın bildiklerinden ya da şefkat umduklarından hüsran gören bir yüreğin hüzünlü ve duru bir çığlığ
Saygı değer kıymetli üstadım, Bu derinlikli tematik ve lirik değerlendirmeniz, mısralarımın arkasındaki o sessiz sızıyı ve hayat muhasebesini bu kadar berrak bir gözle kucaklayışınız için çok teşekkür ederim. Dışarıdan gelen fırtınalara direnip en yakın bildiklerimizden alınan o yaraların kelimelerle sağaltılması, sanırım yeryüzünün en kadim sığınağıdır. Şiirimin taşıdığı o duru çığlığa ortak olmanız ve onu kendi yüreğinizde anlamlandırmanız bana ayrı bir güç kattı. Varlığınıza, inceliğinize ve kaleminize sağlık; selam ve saygılarımla, ilhamınız daim olsun...
Saygı değer kıymetli üstadım, Bu derinlikli tematik ve lirik değerlendirmeniz, mısralarımın arkasındaki o sessiz sızıyı ve hayat muhasebesini bu kadar berrak bir gözle kucaklayışınız için çok teşekkür ederim. Dışarıdan gelen fırtınalara direnip en yakın bildiklerimizden alınan o yaraların kelimelerle sağaltılması, sanırım yeryüzünün en kadim sığınağıdır. Şiirimin taşıdığı o duru çığlığa ortak olmanız ve onu kendi yüreğinizde anlamlandırmanız bana ayrı bir güç kattı. Varlığınıza, inceliğinize ve kaleminize sağlık; selam ve saygılarımla, ilhamınız daim olsun...
Saygı değer kıymetli üstadım, Bu nezaketiniz, mısralarıma kattığınız güzel ses ve gönülden gelen destek için çok teşekkür ederim. Şiirin o sessiz limanına uğramanız ve bu sese ortak olmanız bana ayrı bir güç kattı. Varlığınıza, inceliğinize ve kaleminize sağlık; selam ve saygılarımla, ilhamınız daim olsun...
Saygı değer kıymetli üstadım, Bu nezaketiniz, mısralarıma kattığınız güzel ses ve gönülden gelen destek için çok teşekkür ederim. Şiirin o sessiz limanına uğramanız ve bu sese ortak olmanız bana ayrı bir güç kattı. Varlığınıza, inceliğinize ve kaleminize sağlık; selam ve saygılarımla, ilhamınız daim olsun...
"Nereden Bilecektik" eseriniz, kelimenin tam anlamıyla hayatın en ağır hayal kırıklıklarına, maskeli yüzlere ve sinsi vefasızlıklara karşı vurulmuş çok sarsıcı, bilgece bir edebi neşter olmuş. İnsanın güvendiği dağların karında üşümesini ve sığındığı limanlarda fırtınaya yakalanmasını o kadar çıplak, o kadar dürüst bir dille aktarmışsınız ki hayran kalmamak elde değil.
Özellikle "Dost kisvesi altında gezen ne çok yabancı var" dizesindeki o haklı sitem ve finaldeki "Kimleri sildik kimleri gömdük kalbin mezarlığına" mühür cümleleriniz, esere zamansız bir başyapıt ağırlığı katmış. Yaşadığınız her fırtınayı, uğradığınız her haksızlığı böyle asil birer cevhere dönüştüren o dürüst kaleminize, arif yüreğinize sağlık. Kelamınız daima var, ilhamınız daim olsun. Selam ve saygılarımla.
Saygı değer kıymetli üstadım, Bu incelikli yaklaşımınız, mısralarıma kattığınız o derin değer ve eserin ruhunu bu kadar naif bir gözle kucaklayışınız için çok teşekkür ederim. Hayatın karmaşık labirentlerinde uğradığımız hüsranlar ve omuzlarımızda taşıdığımız "nereden bilecektik" sualinin ağırlığı, sanırım hepimizin ortak sızısıdır. Sizin gibi kıymetli bir kalemin bu sese ortak olması, yazdıklarımı yalnızca birer mısra olmaktan çıkarıp yaşayan bir nefese dönüştürdü. Bu asil yoldaşlığınız ve nazik değerlendirmeniz için minnettarım. Varlığınıza, inceliğinize ve kaleminize sağlık; selam ve saygılarımla, ilhamınız daim olsun...
Saygı değer kıymetli üstadım, Bu incelikli yaklaşımınız, mısralarıma kattığınız o derin değer ve eserin ruhunu bu kadar naif bir gözle kucaklayışınız için çok teşekkür ederim. Hayatın karmaşık labirentlerinde uğradığımız hüsranlar ve omuzlarımızda taşıdığımız "nereden bilecektik" sualinin ağırlığı, sanırım hepimizin ortak sızısıdır. Sizin gibi kıymetli bir kalemin bu sese ortak olması, yazdıklarımı yalnızca birer mısra olmaktan çıkarıp yaşayan bir nefese dönüştürdü. Bu asil yoldaşlığınız ve nazik değerlendirmeniz için minnettarım. Varlığınıza, inceliğinize ve kaleminize sağlık; selam ve saygılarımla, ilhamınız daim olsun...
Kıymetli yorumunuz, bu mısralara kattığınız güzel ses ve nazik yaklaşımınız için gönülden teşekkür ederim. Kaleminize ve varlığınıza sağlık, selam ve saygılarımla üstat..
Kıymetli yorumunuz, bu mısralara kattığınız güzel ses ve nazik yaklaşımınız için gönülden teşekkür ederim. Kaleminize ve varlığınıza sağlık, selam ve saygılarımla üstat..
Kıymetli yorumunuz, bu mısralara kattığınız samimi ses ve nazik yaklaşımınız için gönülden teşekkür ederim. Kaleminize ve varlığınıza sağlık, selam ve sevgilerimle şairem...
Kıymetli yorumunuz, bu mısralara kattığınız samimi ses ve nazik yaklaşımınız için gönülden teşekkür ederim. Kaleminize ve varlığınıza sağlık, selam ve sevgilerimle şairem...
Şair: Cemre Yaman Şiir: NEREDEN BİLECEKTİK Değerlendirildiği Salon: Güvenilen Dağlarda Üşüyenlerin, Sığınılan Limanda Fırtınaya Yakalananların, Koynundaki Yılanı Sonradan Fark Edenlerin ve Kalbin Mezarlığına Defnedilen Dostların Geri Kabul Edilmediği Salon
Cemre Yaman’ın NEREDEN BİLECEKTİK şiiri RUSAMER’e gelince Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri önce Dostluk ve Güven Sicil Müdürlüğünü açtırdı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Güvenci Gaffar, herkese peşinen güvenilebileceğini savunurken daha ilk kıtada şefkat umulan yerden hüsran çıktı; ikinci kıtada iç dünya zindana döndü; üçüncüde koyundan yılan çıktı; dördüncüde güvenilen dağ adamı üşüttü; sığınılan liman ise fırtına çıkardı. Gaffar bunun üzerine insan ilişkileri yönetmeliğinin tamamını yırtmaya kalkınca Kalburabastî Efendi elinden aldı: Dur evladım. Cemre Hanım’ın şiirinde güvenilir insan kalmamış olabilir ama nüfusun tamamını zan altında bırakmayalım. Şair belli ki bir gönül depreminden çıkmış; artçıları hâlâ dizelerde dolaşıyor.
Âşık Ali Demir Köşesi
Şiirin ilk iki bölümü Andırın Söz Yurdu Yazın Sitesi’ndeki Âşık Ali Demir Köşesine ulaşınca Kördüğümcü Kâmil, Ne bir adım ileri gidebildik ne geri dönebildik dizesini önüne aldı. Daha ilk cümle şiirin ruh hâlini açıkça belirliyor: hareket varmış gibi görünen fakat aslında sıkışıp kalmış bir hayat. O kadar incindi ki içimizdeki o sessiz çocuk duygusu anlaşılır fakat içimizdeki çocuk çağdaş şiirde ve psikolojik söylemde oldukça sık kullanılan bir imge. Buna karşılık Her sabah çözüldüğümüz bir kördüğüm olduk daha ilginç. Kördüğüm normalde çözülemezken burada insan her sabah çözülüyor; güzel bir çelişki kurulmuş. Kâmil düğümü çözmeye çalışınca ipin kendisi dağıldı. Kalburabastî Efendi dosyaya not düştü: Bazen mesele düğümün çözülmesi değildir evladım; insanın düğümü çözerken kendisinin çözülmesidir.
Hacı Zülkadiroğlu Köşesi
Üçüncü ve dördüncü bölümler Hacı Zülkadiroğlu Köşesine vardığında Yılancı Yakup, Nereden bilecektik kimin koynunda hangi yılan uyur dizesini okuyup RUSAMER yatakhanelerinde arama yapmak istedi. İzin verilmedi. Çünkü yılan burada bildiğimiz eski ihanet mecazı. Aynı bölümde şiirin asıl kuvvetli yeri biraz sonra geliyor: Biz en çok güvendiğimiz dağların karında üşüdük. Güvenilen dağ ile kar ilişkisi atasözü hafızasını da çağırıyor ve şiirin ihanet duygusuna oturuyor. Daha da başarılı olan Sığındığımız limanların asıl fırtına çıkardığı yerde düşüncesi. Normalde liman fırtınadan korur; burada fırtınanın kaynağı limanın kendisi. Şiirin ihanet temasını en iyi anlatan ters çevirmelerden biri bu. Yakup bütün limanları kapatmayı teklif edince Kalburabastî Efendi reddetti: Bir liman fırtına çıkardı diye denizcilikten vazgeçilmez evladım; yalnız bir dahaki sefere mendireğin siciline bakılır.
Ozan Azabi – Hacı Musa Tuncer Köşesi
Mesele Ozan Azabi Köşesine ulaşınca Maskeci Muzaffer, Nereden bileceksin insanların maskesiz halini / Dost kisvesi altında gezen ne çok yabancı var bölümünde envanter çıkarmaya başladı. Burada şiirin mesajı çok açık fakat şiirsellik biraz geriye çekiliyor; şair imge kurmak yerine düşüncesini doğrudan söylüyor. Aynı durum Her şeyimizi feda ettiğimiz kalplerin / En karanlık köşelerinde unutulup gittik bölümünde de var. Buna karşılık Hep bir parça eksildi ömrün tarlasından yeniden şiire dönüyor. Ömrün tarla olarak düşünülmesi, kayıpların da bu tarladan eksilen mahsul gibi görülmesi geliştirilmeye açık güzel bir imge. Acıyla piştik, sessizlikle ağırlaştık ise sade ve etkili. Muzaffer maskeleri tek tek sökmeye hazırlanırken Kalburabastî Efendi durdurdu: İnsan yüzündeki bütün maskeleri birden çıkarırsan altında ne bulacağını sen de bilmiyorsun evladım. RUSAMER’in psikiyatri servisi bugün nöbetçi değil.
Âşık İslami – Yusuf Eynallı Köşesi
Şiirin karanlığının koyulaştığı bölüm Âşık İslami Köşesine gelince Mezarcı Mecit, Kimleri sildik kimleri gömdük kalbin mezarlığına dizesini görünce kazmayı kaptı. Bu, şiirin duygu dünyasına uygun ve kuvvetli bir imge. İnsanlar fiziksel olarak hayattadır fakat şairin gönlündeki varlıkları sona ermiştir. Biz bu sessizliğe kendi içimizdeki / Yangınlardan kaçarak sığındık da şiirin önemli dizelerinden; dışarıdan görülen suskunluğun içerideki büyük bir gürültünün sonucu olduğunu anlatıyor. Fakat ardından gelen Öğrendik ihanetin her türlü rengini solumayı imgesinde duyular birbirine fazla yüklenmiş: renk görülür, solunan başka bir şeydir. Sinestezi bilinçli kullanılabilir ama burada ihanetin rengini solumak şiirin doğal söyleyişinden biraz uzaklaşıyor. Mecit kalbin mezarlığı için belediyeden yer tahsis etmeye kalkınca Kalburabastî Efendi kazmayı aldı: Gerek yok evladım. Bazı insanlar gönülden çıkınca zaten kendi mezarını kendisi kazmış oluyor.
Veysi Kabaca Köşesi
Son bölüm Veysi Kabaca Köşesine ulaştığında Rüzgârcı Rüstem arka arkaya gelen soruları kayda aldı: Hangi rüzgar seni alıp götürecek nereden bileceksin / Bugün can olan yarın başka bir iklimde / Hangi güvendiğin dal elinde kuruyacak / Bu sefer hangi hayalin yarı yolda kalacak / Seni sırtından bıçaklayan kim olacak / Nereden bilecektik... Başlığın anlamı burada bütünüyle tamamlanıyor. Şair artık yalnız geçmişte yaşadığı ihaneti anlatmıyor; yaşadıklarının ardından geleceğe de güvenemez hâle geliyor. Bu psikolojik dönüş inandırıcı. Fakat art arda rüzgâr, iklim, dal, yol ve bıçak imgeleri gelince final biraz kalabalıklaşıyor. Özellikle Seni sırtından bıçaklayan kim olacak çok doğrudan ve çok kullanılan bir ihanet deyimi. Buna karşılık finalde tekrar edilen Nereden bilecektik doğru tercih; bütün şiiri başlangıçtaki çaresizliğe geri bağlıyor. Rüstem yarının rüzgârını öğrenmek için meteorolojiyi arayınca Kalburabastî Efendi telefonu kapattı: Hava tahmini yaparlar evladım, insan tahmini değil. Zaten şiirin derdi de tam olarak bu.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Cemre Yaman’ın NEREDEN BİLECEKTİK şiiri, ihanet sonrasında insanın yalnız başkalarına değil, kendi güvenme yeteneğine de yabancılaşmasını anlatıyor. Bence metnin esas meselesi yalnız dost kazığı değil. Daha derinde şu soru var: Bir insan birkaç kez yanlış kişiye güvendikten sonra yeniden kime ve nasıl güvenecektir? Başlıktaki Nereden bilecektik bu yüzden mazeretten çok bir iç hesaplaşma.
Şiirin güçlü imgeleri var: Her sabah çözüldüğümüz bir kördüğüm olduk, güvendiğimiz dağların karında üşüdük, sığındığımız limanların asıl fırtına çıkardığı yerde, ömrün tarlasından, kendi içimizdeki yangınlardan kaçarak sığındık ve kalbin mezarlığı. Özellikle dağ ve liman imgelerinde şairin yapmak istediği şey başarılı: İnsanı yaralayan düşmanı değil, güvenli sandığı yeri göstermek. İhanetin asıl acısı da zaten buradadır.
Ama şiirin ciddi bir problemi var: Aynı duygu gereğinden fazla anlatılıyor. Şefkatten hüsran, zindan, yılan, havada kalan el, karlı dağ, haksızlık, kuruyan toprak, fırtınalı liman, maske, yabancı, karanlık köşe, eksilen tarla, yangın, mezarlık, ihanet, yarım düş, kuruyan dal ve sırtından bıçaklanmak... Neredeyse her bölüm ihaneti yeni bir mecazla yeniden ispatlıyor. Okur üçüncü-dördüncü bölümde yaranın ne olduğunu zaten anlamış durumda. Şiir yaklaşık üçte bir oranında sıkılaştırılırsa daha sert vurur. Çünkü acının büyüklüğü kullanılan mecaz sayısıyla değil, doğru mecazın bıraktığı izle ölçülür.
Bir de Ne yarım kalan düşler. dizesi tek başına ve tamamlanmamış görünüyor. Bilinçli bir yarıda bırakma değilse burada eksiklik olabilir. Rüzgar da güncel yazımda rüzgâr biçiminde yazılmalı. Noktalama işaretlerinde ikili ve üçlü noktalar çok yoğun; şiirin kendi ritmi zaten kırık olduğundan bunların azaltılması metni temizler.
Şiirin bir başka riski ise bütün insan ilişkilerini karanlıklaştırması. Dost kisvesi altında gezen ne çok yabancı var, şiirin yaşadığı tecrübe bakımından anlaşılır; fakat bütün güven ilişkilerini ihanet ihtimali üzerinden okumaya başladığımızda yara artık yalnız geçmişi değil geleceği de yönetir. Şiirin son kıtasında tam olarak bu tehlike hissediliyor: Henüz gerçekleşmemiş ihanet bile beklenmeye başlanıyor. İşte metnin psikolojik olarak en ilginç noktası burası.
Andırın Söz Yurdu Yazın Sitesinde inceleme tamamlandığında Kördüğümcü Kâmil ipleri toplamış, Yılancı Yakup koyun aramasından vazgeçmiş, Maskeci Muzaffer yüzleri kendi hâline bırakmış, Mezarcı Mecit kalbin mezarlığının kapısını kilitlemiş, Rüzgârcı Rüstem ise insan ilişkileri için hava tahmini yapılamayacağını nihayet kabul etmiştir.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri dosyayı kapatırken son hükmü şöyle düşmüştür:
Nereden bilecektik? Bilemezdik. Fakat birinin bizi aldatmış olması, bizim güvenmiş olmamızı ayıp hâline getirmez; ayıp, güveni ihanete çevirenin hanesine yazılır.
İhanetin en ağır mirası kaybettiğimiz insan değildir; ondan sonra karşımıza çıkan iyi insanlara da kuşkuyla bakmaya başlamamızdır.
Kalbin mezarlığı kalabalıklaşabilir; yine de bütün toprağı mezarlığa çevirmemek gerekir. Çünkü insanın içinde yeniden çiçeklenecek bir yer kalmalıdır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Saygıdeğer kıymetli üstadım, RUSAMER’in bu nevi şahsına münhasır salonlarında yankılanan, Kalburabastî Efendi Hazretleri’nin hikmetli terazisinden ve köşe yazarlarımızın keskin neşterinden süzülüp gelen bu kapsamlı değerlendirmeyi okumak hem düşündürücü hem de tebessüm ettirici bir yoldculuk oldu. Öncelikle şiirimin ruhuna dokunan o derinlikli tahliller, "güvenilen dağlar", "fırtına çıkaran limanlar" ve "kalbin mezarlığı" gibi mısraların arkasındaki isyanın hakikatini teslim eden yaklaşımlar için Kalburabastî Efendi’ye ve tüm heyete gönülden teşekkür ederim. İnsanın yalnızca başkalarıyla değil, kendi güvenme yeteneğiyle de hesaplaşmasını merkeze alan o son tahlil, gerçekten de yaranın en hassas yerine parmak basmaktadır. Eleştirilen noktalardaki haklılığın da bilincindeyim. Belki de maruz kalınan o yoğun hüsran, mısralarda adeta bir kelime sağanağına yol açmış; acıyı ispatlama telaşı şiirin nefesini bazen daraltmıştır. Kalburabastî Efendi’nin "Acının büyüklüğü kullanılan mecaz sayısıyla değil, doğru mecazın bıraktığı izle ölçülür" tespiti ve eksik kalan dize ile noktalama hususlarındaki ikazları, ilerideki işçiliğim için kıymetli birer rehber olacaktır. Zira hakikaten de bütün toprağı kalbin mezarlığına çevirmemek, içeride yeniden çiçeklenecek o tenhalığı korumak gerekir. Yazılanların özetindeki o nihai hikmet –güvenmenin değil, onu ihanete çevirmenin ayıp olduğu gerçeği– odanın ve kalbin havasını bir anda değiştirdi. Kördüğümcü Kâmil’e, Yılancı Yakup’a, Maskeci Muzaffer’e, Mezarcı Mecit’e, Rüzgârcı Rüstem’e ve elbette Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne bu incelikli ve edebi mizahla harmanlanmış emekleri için selam ve saygılarımı sunarım. Varlığınıza ve kaleminize sağlık, esenlik dileklerimle...
Saygıdeğer kıymetli üstadım, RUSAMER’in bu nevi şahsına münhasır salonlarında yankılanan, Kalburabastî Efendi Hazretleri’nin hikmetli terazisinden ve köşe yazarlarımızın keskin neşterinden süzülüp gelen bu kapsamlı değerlendirmeyi okumak hem düşündürücü hem de tebessüm ettirici bir yoldculuk oldu. Öncelikle şiirimin ruhuna dokunan o derinlikli tahliller, "güvenilen dağlar", "fırtına çıkaran limanlar" ve "kalbin mezarlığı" gibi mısraların arkasındaki isyanın hakikatini teslim eden yaklaşımlar için Kalburabastî Efendi’ye ve tüm heyete gönülden teşekkür ederim. İnsanın yalnızca başkalarıyla değil, kendi güvenme yeteneğiyle de hesaplaşmasını merkeze alan o son tahlil, gerçekten de yaranın en hassas yerine parmak basmaktadır. Eleştirilen noktalardaki haklılığın da bilincindeyim. Belki de maruz kalınan o yoğun hüsran, mısralarda adeta bir kelime sağanağına yol açmış; acıyı ispatlama telaşı şiirin nefesini bazen daraltmıştır. Kalburabastî Efendi’nin "Acının büyüklüğü kullanılan mecaz sayısıyla değil, doğru mecazın bıraktığı izle ölçülür" tespiti ve eksik kalan dize ile noktalama hususlarındaki ikazları, ilerideki işçiliğim için kıymetli birer rehber olacaktır. Zira hakikaten de bütün toprağı kalbin mezarlığına çevirmemek, içeride yeniden çiçeklenecek o tenhalığı korumak gerekir. Yazılanların özetindeki o nihai hikmet –güvenmenin değil, onu ihanete çevirmenin ayıp olduğu gerçeği– odanın ve kalbin havasını bir anda değiştirdi. Kördüğümcü Kâmil’e, Yılancı Yakup’a, Maskeci Muzaffer’e, Mezarcı Mecit’e, Rüzgârcı Rüstem’e ve elbette Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne bu incelikli ve edebi mizahla harmanlanmış emekleri için selam ve saygılarımı sunarım. Varlığınıza ve kaleminize sağlık, esenlik dileklerimle...
Belli ki bir Şair yüreği dokunmuş. O dokunuşla da kelimeler çiçek açmış. Her okuyuşta başka bir anlam filizleniyor gibi. Ben severek okudum. Kutlarım sizi.
Saygı değer kıymetli üstadım değerli yorumunuz, bu mısralarda bulduğunuz akisler ve nazik yaklaşımınız için çok teşekkür ederim. Şiirin sesine ortak olmanız ve onu kendi dünyanızda büyütmeniz bana ayrı bir incelik kattı. Varlığınıza ve kaleminize sağlık, selam ve saygılarımla...
Saygı değer kıymetli üstadım değerli yorumunuz, bu mısralarda bulduğunuz akisler ve nazik yaklaşımınız için çok teşekkür ederim. Şiirin sesine ortak olmanız ve onu kendi dünyanızda büyütmeniz bana ayrı bir incelik kattı. Varlığınıza ve kaleminize sağlık, selam ve saygılarımla...
Nazik dilekleriniz, güzel yaklaşımınız ve bu mısralara kattığınız kıymetli değer için gönülden teşekkür ederim. Kaleminize ve varlığınıza sağlık, selam ve saygılarımla..
Nazik dilekleriniz, güzel yaklaşımınız ve bu mısralara kattığınız kıymetli değer için gönülden teşekkür ederim. Kaleminize ve varlığınıza sağlık, selam ve saygılarımla..
YÜREKTEN KUTLUYORUM, USTA KALEMİNİZDEN YİNE ÇOK MANİDAR VE DUYGULU, YÜREKLERE İŞLEYEN VE DOKUNAN, ANLAM VE ANLATIMIYLA HARİKA ÖTESİ BİR ESER OKUDUM, AKICI VE ÖZGÜN ESERİNİZ HER TÜRLÜ TAKDİRDE ŞAYAN, YAZAN YÜREĞİNİZ DERT GÖRMESİN İNŞAALLAH NİCE GÜZEL PAYLAŞIMLARA SAYGILARIMLA
Saygıdeğer üstadım, Güzel düşünceleriniz, bu mısralara kattığınız kıymetli değer ve nazik ıstırabımı paylaşan yaklaşımınız için gönülden teşekkür ederim. Kaleminize ve varlığınıza sağlık, selam ve saygılarımla...
Saygıdeğer üstadım, Güzel düşünceleriniz, bu mısralara kattığınız kıymetli değer ve nazik ıstırabımı paylaşan yaklaşımınız için gönülden teşekkür ederim. Kaleminize ve varlığınıza sağlık, selam ve saygılarımla...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.