7
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
116
Okunma
şimdi, hangi sökük tarafından başlasak da zamanın
bütün nehirler soğutarak akıtıyor kendini bak
senin yaşından
benim yaşımdan dirilen bunca insan
kırılan bunca kemikten daha derin
durmadan doğuruyorsun beni anne
bir küf büyüyor tavandan
yastığıma kadar
ağlamaya yelteniyorum bazen
bazen susarak yazdığım bu kağıt parçası da
büzüyor dudaklarını
inadına emmiyorum memenden o çiğ sütü
ruhumun ortasında ölen bunca insan
zamanı taşıran ırmak kadar
ve zamana dönen insan kadar
mekruh olmuyor inancımıza
bir mum sönüyor bak
giderek kamburlaşan sırtıma
ayaklarını sürtüyor dünya
nasıl ölmeliydim oysa
doğduğum günden koparak ve sıyırarak
bütün derimi
nasıl anlatmalıydım suya yansıyan
gölgeni
hiç taşırmadan
ve işte kimin mahremine karışıp
kime tırnaklarımı geçirerek seviştiysem
bunca zaman
bir uçuk gibi kaldım
damağında bak
aykırı bir baş ağrısı çekiyorum ey uyku
ey sonradan doğma
zakkum çiçeği
bak, ellerimle kazıdığım
nehirlerden taşıyor ırmak
bak, nasıl da suya yansıdıkça
göğü yarıyor bu fırtına
bak, tenimdeki imla hataları
şimdi daha çıplak.
Füze Özge
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.