1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
17
Okunma
Sabretmek; bir nakış gibi işlemek zemheriyi
Kışın en keskin dişine, ruhun sıcaklığını sunmak
Tohumdur o; donmuş toprağın altında gizli
Kendi göğsünde ısıtıp, baharı avucunda tutmak
Söküp atmak kolay değil o kadar yaşanmış anıları
Çelikten bir zırh gibi kuşanıp üstüne giymek
Yaralı bir ömrün, o soğuk yankılarını
Sevda kalkanıyla karşılayıp, "yine de sevmek" demek
Gecenin ayazı, vursa da tenim üşümez benim
Senin közün içtedir, sönmez, sönmeyecektir
Sabır; o masal baharının kör düğümüdür,
Kış biter elbet, bu sevda hiç bitmeyecektir
Zemheri vaktinin ortasında
Gözbebeğinde bir cemre, düşerken en derine
Buz tutmuş yollara inat, o masalın izini sürmek
Yorgun düşen zamana, "vaktin sahibiyim" demektir sabretmek
O zırhın içinde kanayan değil, yanan olmaktır
Kışın sessizliğini, bir dua gibi hecelemek
Hangi ayaz söndürebilir ki, göğsündeki o koru
Kış, sadece baharın gelişine tutulan bir ayna
Ve sabır, o aynada kendini, en sevdiğinle görmektir
Bir yaprak bile kıpırdamasa dünyanın soğuk yüzünde
Senin içindeki o gizli bahar, çiçek açar
Kalkanın sevda, miğferin umut olsun
Yürü, çünkü kışın en sert yeri yüreğindir
Baharın müjdesine en yakın durduğun yerdir
Yokuş dik, nefes az, zaman kördüğüm,
Sabır sırtımda emanet: bir sızı,oldu kördüğüm
Yük değil bu, ömürden süzülen bir ağır şan
Sabrın nöbetçisiyim artık, kaderden bana emanet
Ne geleni beklerim, ne gideni uğurlarım
İçimdeki sensizliği içip içip ağlarım
Zırhım sabır, gözlerim ufkun ötesinde
Bir emanet taşırım, zamanın gölgesinde
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.