0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
22
Okunma
Bir iplikle tutunduğum çöllerinde bir bedeviydim;
Şimdi susuz, aç ve biçare bir vahadayım.
Yağmur dilerim şu kuru gönlüme...
Zerrelere hükmeden o samyeli,
Sinemde bağladığım yeminimdir artık.
Topraklarımda eşelediğim, içimde zelzeleler koparan,
O kırmızı ipliğe bağım kanar durur.
İçimdeki Yabancı ve Sussam Gece
Sancılar hissediyorum; dünün gölgesi, yarının karanlığı...
İçimde doğurduğum bu yabancı da kim?
Sussam, içimdeki hayal uyumsuz; sussan, dünya dilsiz...
Ağır ağır işlesin zihnine hak ettiğin zulüm,
Çünkü Haktan istedim artık ahımı.
Sızlar mı vicdanın?
Titrek yüreğin ahlarla dolsun;
Nefeslerin, adımların hep yarım kalsın.
Hüküm sende değil, sen artık bir aha esirsin;
Güç sende değil, kendi zulmüne yeniksin.
Şimdi arkama bakmadan bir deniz havası çekerim içime;
Senin yüreğinin derinliklerini, o Süveyda’yı ise kar kaplar.
Kırk yıl sürse de bu savaşım,
Gönlümdeki mahzenlerde bile artık olmaz yerin.
Saçımda aklarım, yıkılmış duvarlarım,
kitlidir sana bu şehrimin duvarları...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.