1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
34
Okunma
Bir bahar sabahıydı, hani o Bitlis’in beş minaresinin göğe yükseldiği yer var ya...
Tam o minarenin yanından geçerken ilk kez seni görmüştüm.
Zaman durmuştu sanki, dünya bütün gürültüsünü bizim için susturmuştu.
Gözlerin değdiği an gözlerime, kalbim yerinden sökülmüştü;
Kalbime geri dönüşü olmayan bir mühür vurulmuştu o sabah.
Şimdi ise yokluğun çöküyor üstüme; ağır, sessiz ve nefes aldırmayan bir eziyet gibi…
Şimdi ne zaman radyoda o meşhur türkü çalsa,
"Bitlis’te beş minare, beri gel beri gel..." diye feryat etse hani,
Ciğerim sökülüyor, soluğum kesiliyor o ilk günün hayaliyle.
Sanki o asırlık türkü sırf bizim bu darmadağın sevdamız için yakılmış,
Sanki kelime kelime, doğrudan ikimizin üzerine yazılmış gibi…
Yüreğim yandı be, yüreğim cayır cayır yandı!
Neredesin? Hangi uzak yoldasın, hangi hayırsız menzildesin?
Gel beri, gel caney…
Uzaklar incitiyor insanı, mesafeler adamı güpegündüz katlediyor.
Yüreğim senin için, sadece senin için yanıyor, feryadımı duyuyor musun?
Adını andıkça bu dumanlı şehirde, sokaklar üstüme yürüyor,
Yıkık dökük bir hasretin nöbetini tutuyorum şimdi başucunda,
Gelsen de geçse bu ayaz, gelsen de dinsin bu öfkem, bu sızım…
Ben kendi içimde sessiz bir ihtilal büyütüyorum sana dair,
Her gün kendimi infaz ettiğim o devasa özlemle.
Söz geçiremiyorum bu yangına, bu sevda bende mutlak bir iktidar,
Yıkıp geçiyor bütün dünyamı, teslim alıyor her zerremi.
Sadece yalın, çıplak ve yaralı bir yürekle, can çekişerek sesleniyorum sana.
Beri gel artık, ne olur beri gel…
Çünkü sen yoksan, bu koca şehir benim için sadece buz gibi bir mezarlıktan ibaret.
Seni özledim diyorsam, bu sıradan bir özlemek değil;
Yokluğunda eksilmek, yokluğunda her gün biraz daha ölmektir.
Yüreğim yandı, dumanı tütmez, acısı çok derindir…
Neredesin gel, ne olursun gel, beri gel caney…
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.