1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
22
Okunma
Dört duvar arasına sıkışmış, nefesi daralmış bir adamın acılı feryadını dinle...
Gökhan Güney’in o yeri göğü inleten, kasetlerin en arkasındaki en ağır taçsız şarkıları gibi;
bizzat insanın ciğerini söken, gözden akıp yüreği yakan o koyu arabesk sızıyla...
Ben gülmeyi çocukken unuttum azizim!
Hani o ayakların toprağa değdiği, yüreğin henüz lekelenmediği o yaşlarda...
Daha o gün küstürdü hayat beni kendine.
Sonrası malum; vurdu sillesini sırtıma alnımın ta ortasından.
Bir dikili taşım mı kaldı şu yalan dünyada?
Bir çilesiz günüm, yüzümü güldüren bir anım mı var?
Anam mı var, babam mı var, evim mi var, yuvam mı var?
Sanki mutlu bir dünyam var da dişimi gösterip güleceğim!
Yarenim, yoldaşım, bir ömürlük bildiğim...
Gözümün bebeği, bu canın sahibi çıkagelip de o buz gibi sesle "Ayrılalım" dediğimde,
Hiç itiraz etmeden;
o yalandan uzak, sevgiyle,
sabırla ellerimizle ördüğümüz o koskoca yuvanın tuğlalarını, sanki kendi ellerimizle yerle bir edip dağıttık.
Yetmedi...
Bir tek o vefasız değilmiş meğer;
etrafımda "kardeşim, dostum, yoldaşım" diye bağrıma bastıklarım,
en dar günümde, yıkıldığım anda sırt çevirdiler bana.
Herkes terk etti, herkes sırtını döndü;
şu kahpe dünyada bir başıma, çaresiz ve kimsesiz kaldım.
Hasret dağlar olup çöktü üstüme, nefes alamaz oldum.
İçimdeki isyanı bir ben bilirim, bir de duvardaki solgun resimler.
Mutluluk denen o yabancı yüz, kapımın önünden bile geçmeye korkar oldu.
Karanlık çöküp de o loş odada başımı ellerimin arasına aldığımda,
yüreğimden kopup gelen o isyankar sızı kusursuz bir uyumla, soluk soluğa dökülür dilime:
Haydi biraz gül diyorlar, bilmezler ne haldeyim,
Bir dikili taşım mı var, ben boynu bükük biriyim!
Anam mı var, babam mı var, evim mi var, yuvam mı var?
Sanki mutlu dünyam mı var, gülmek benim neyime?
Aşk yarası sol yanımda, hasret dağlar aşırır,
Yalnızlık bu viran handa aklımı başımdan alır!
Çocukken unuttum neşeyi, herkes terk edip kaçtı,
Gidenin ardından kaldım, ne derman var ne nefes,
Bu dünyada bana çoktan yasaklanmış her heves.
Bile bile yandı bu can, duyulmadı tek bir ses,
Geçen gün ayın şahsına sinerek,
Bir garip hayale boyun bükerek...
Ağlıyorum şimdi için için eriyerek,
Takvimler hep kışa yazdı, baharı hiç görmedim,
Bu kahpe feleğe bir gün boynumu hiç eğmedim!
Mutluluğu resmeden bir tabloya değmedim,
Aynaya her baktığımda yabancı bir yüz görürüm,
Ben bu dertli yollarda sessiz sedasız yürürüm.
Böyle yazılmış yazım, ben bu dertle büyürüm,
Yaradan’a isyan değil derdim ama yoruldum,
Bu kalleş oyunlara ben bilerek vuruldum!
Mutluluğun mahşere kaldığına kuruldum,
Gülmek benim neyime, gülmek kim neyime?
Mezarımı kazsın felek, üstüme toprak örtsün,
Bu garip kul çektiğini bir tek Allah bilsin!
Kapanmasın yaram asla, varsın bu can da gitsin,
Gülmek benim neyime, gülmek kim neyime?
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.