3
Yorum
9
Beğeni
0,0
Puan
79
Okunma
sen parlak bir kırmızısın
ıslak kaldırımlarda seksek oynayan
saçların rüzgârla gizli bir aşk yaşıyor
saçlarından yetmiş bin simurg havalanıyor
terütaze laleler doğuyor orada aniden
hangi çağın yangınından düşüp geldin
küllerin hâlâ sıcak
yangınlara mahsus soluk bu sendeki
uçurumlara mahsus bakış bu sendeki
bu ne füsun bir felakettir
güzelliğinden şem-i şebistan damlıyor
ve akşamın çıraklığı
ve gözlerindeki ışığın öğleyle çarpışması
hangi yıldızın sunağında yıkandın
gözlerin hâlâ efsunlar yakıyor
gözlerine bakıyorum
yollar kader serasına uzanıyor
hangi kapıyı çalsam sen açıyorsun
hangi gurebaya el uzatsam
gurbetin dökülüyor avuçlarıma
sanki her mevsim sende kalmış bahar
kahveyi senin gibi şekersiz içiyorlar
yağmuru senin gibi ıslanarak seviyorlar
şarkıları senin gibi hicazdan dinliyorlar
faniye tabi bir şuur bu sendeki
çaylara müstakil bir dirim bu sendeki
fezanın en parlak ayaları yüzünde
salkım salkım kayıp sanılan hitap sende
çocukluğumun boynu eğiliyor Nüveyra
en berrak suların rengi soluyor Nüveyra
göğün dövmeleri hâlâ kirpiklerinde
pencereleri içe doğru çoğalıyor
aşağısında bir şair gölgesini şiirle suluyor
gök tutuştu külten saray
manzumeler uçuştu gülden alay
masallar hıçkırdı takvimler aktı
haydi nurunu çıkar huzura
ebem kuşaklarını ser sahneye
boşluk patladı/ bir uzlet parçalandı
bir karanlık uçurum yarıldı desinler
_boran
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.