5
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
55
Okunma
Gel ey yâr,
gece usulca inerken bağlara,
Ay düşmüş suya,
sır olmuş uzak dağlara.
Bir senin adın kaldı dilimde
kor gibi,
Bir de içimde büyüyen
sessiz vedâlara.
Gel ey yâr,
rüzgâr bile seni söyler
her dem,
Gül açsa yüzün gelir,
solar içimde elem.
Sensiz geçen vakit
kuru bir yaprak misâli,
Dokunsam dağılıyor,
savruluyor âlem.
Gel ey yâr,
şu gönlüm artık yollarına düşsün,
Bir bakışınla
ömrüm yeniden bahara ersin.
Ne han kaldı ne sığınak
bu viran gönülde,
Sen gelirsen
bütün kırık dualarım gülsün.
Gel ey yâr,
akşam yine çöktü ince ince,
Kandiller titrer oldu
eski bir sevince.
Sensizliğin sesi vurur
tenha sokaklara,
Adını fısıldarım
gecenin sessizliğince.
Gel ey yâr,
gönlümde kırık bir saz ağlıyor,
Her telinde
başka bir hatıran çağlıyor.
Ellerim üşür
sensiz geçen her mevsimde,
İçimde küllenmeyen
bir hasret dağ oluyor.
Gel ey yâr,
vakit geçer, yollar yaşlanır belki,
Bahçelerde güller solar,
susar eski şenlik.
Lâkin şu yorgun kalbim
seni bekler hâlâ,
Bir tek senin adınla
tamam olur eksiklik.
Gel ey yâr,
sabah olsun gözlerinle bu şehirde,
Ben ömrümü adadım
bir tebessümün yoluna,
Sen gelince,
kalbimde susan bütün acılar silinir.
Bir umut ışığı yak
şu kararan gönlüme,
Sesin değsin yeniden
suskun kalan ömrüme.
Ne çok gece tükendi
adını anarken,
Gel de,
bahar uğrasın kuruyan düşlerime.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.