3
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma
Koptum dalımdan önüm arkam
meçhul
Bir sonbahar rüzgârının insafına
kaldı gövdem
Savruluyorum evet ama kaybolmak
için değil
Gözümü kırpmadan dünyayı izlemek için
bu yolculuk
Varsın çarpsın yüzüme o ılık rüzgâr
Kulaklarımda bir orman şelalesinin
gürültüsü
Kuş sesleri bile feryat gibi gelirken bu gidişin sonunda
Ben o cellat çaresizliğin içinde vurucu bir umudun peşindeyim işte
Bir çocuğun hoyrat ve saf gülüşünde
gizlenen
Bir kedinin o çılgın nefesle bir yaprağı kovalayışında
Ya da filesi ağır gelen o yaşlı kadının
bükülen belinde
Dünyanın bu ağır yükü gözlerimi yorunca ve
her şey üstüme gelince
Sonra ansızın bırakıyorum kendimi suyun en derinine
Dünyanın bütün gürültüsü bir anda kesiliyor yukarıda
Mavi bir sessizlik kaplıyor kırık dökük
kalbimi
Gözlerimi açıyorum o derin o dipsiz karanlıkta
Nefesim daralıyor ama ruhum genişliyor burada
Suyun göğsünde akıp giden yosunlar gibi
Güneşin dipten yukarıya vuran o titrek ışığına bakıyorum
Boğulmak değil bu arınmak kirinden
pasından hayatın
Yüzümde biriken o ılık rüzgârı da alıp saklıyorum derinlere
Dipte her şey duruluyor her şey susuyor
Herkes beni rüzgârda savruluyor ya da sularda boğuluyor sanıyor
Zaten insan en çok kaybolduğunu sandığı yollarda bulurmuş kendini
Oysa ben hayatın tam kalbine
dokuna dokuna gidiyorum
gidiyorum bu sonsuz yolculuğa
06 06 2026
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.