7
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
116
Okunma
Azize
Şiir yazdıran kadınlar vardır demiştin,
Bir de o şiiri kanıyla emziren kadınlar...
Sen kapıdan girince pembe topuklarımı arama artık,
Ben o eşikten geçmeyeli,
Yollar kömür karası, yollar kan revan...
Mustafa dayının terazisi çekmemiş ya gül yaprağını,
Ben o yaprağı aldım, mektubunun üstüne koydum.
Bana ’Gül yaprağından ağır laf söylemem’ diyen adam;
Gidişinle öyle bir taş bıraktın ki bağrıma,
Kuyumcular değil, dünya gelse tartamaz bu ağırlığı.
Şimdi iyi dinle beni;
Madem ilaç yok, madem memleket kıtlık içinde,
Sana saçlarımdan papatyalar yolluyorum zarfın içinde,
Dağlardan topladığın o pelin otunu gözyaşlarımla kaynattım,
İç ve iyileş... İyileş ki karşıma çıkabilesin.
Bana ’Son nefeste dua okuma, şiir oku’ demiştin ya,
Sen yeter ki gözlerini kapatma o sıtmalı uykularda.
Ben sana bu yangının içinden bile baharı getiririm.
Tanrıyla kavga etme yağmur damlası saçımı kırdı diye,
Sen benim tek bir damla gözyaşım için
Kendi cennetini yakan adamsın, bilirim.
Senin o portakal çiçeğin,
Şimdi kışın ortasında, tek başına direnen Azizen.
Mektubunu kalbimin üstünde uyutuyorum,
Sana ömrümden ömür, şiirimden nefes üflüyorum.
Azizen..."
28 05 2026
Şiir yazdıran kadınlar bitti diyordun ya
hani,
Bak, buradayım; o şiiri kanıyla
emzirenlerin safında.
Sen o kapıdan girince pembe
topuklarımı arama artık,
Ben o çocukluk eşiğinden geçmeyeli
çok oldu;
Yollar kömür karası adam, yollar kan
revan...
O tavan arasında asılı kaldı gençliğin
o deli sevdası,
Bir masum canın müjdesi kopardı bizi
ölümün eşiğinden.
"Ömrümü yoluna sererim" diyen o
yaralı sesin vardı ya;
Gidişinle öyle bir taş bıraktı ki şu sol
yanıma,
O ilmekler değil, dünya gelse
tartamaz bu mecburiyetin ağırlığını.
Şimdi iyi dinle beni;
Madem ki şifası yok bu sızının, madem memleket kış kıyamet,
Sana saçlarımdan nergisler yolluyorum zarf içinde.
Dağların ardında unuttuğun o eski yeminleri gözyaşlarımla kaynattım;
Sarf et kelimelerini ve iyileş... İyileş ki karşıma çıkmaya yüzün olsun.
Bana "Son nefeste adımı anma, bir mısra fısılda" demiştin ya,
Sen yeter ki gözlerini kapatma o vicdanın sıtmalı uykularında.
Ben bu külün, bu yangının içinden bile yeni bir bahar doğururum.
Gök kubbeyle kavga etme kader çizgisi avcumdan kaydı diye,
Sen benim tek bir sitemim için
Kendi ördüğün o sırça sarayları yakan adamsın, bilirim.
Senin o daldan düşen portakal çiçeğin,
Şimdi zemherinin ortasında, fırtınaya göğüs geren o mağrur kadının...
İlmeği boynunda kalmış yaralı bir kuştur artık bu sevda;
Biliyorum, kanatları kırık iki dünyada, aynı gökyüzüne sığamayız artık...
Mektubunu unuttum sanma, onu göğsümün solunda susturuyorum;
Sana geçmişten bir ömür, geleceğinden bir nefes üflüyorum.
01 06 2026
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.