0
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
48
Okunma
taşra tüm ezberini döküyor ortaya
kurumuş ağaçları dikiyoruz dikiyoruz dağlara
dağlarda tarihin hiç ehlileşmemiş hali
ve mahpus bütün gemicilerin elleri
...
derken koyu aksanıyla bir gece dile geldi
bin yıldır bahçemize dadanan hayalet
iğde ağacında gözleri
üstünde eşkıya heykelleri
sırtındaki çocukları çok ağlatarak
bir nefeste okuyor bahçeyi
...
sürgün yolların acı güzelliğiyle
başında duruyorum boş peteklerin
...
dağlarda eşkıyaların kuş uykuları
gözlerimin hiç korkutulmamış çocukları
aynı memeden süt emiyorlar
ve bir cevap dileniyorlar
bir teselli; ölüm
bir şarkı; haki
...
her gün bekliyoruz babamızı elimizde bir gülle
ve babamıza benziyoruz bekledikçe
...
eşkıya bakıp önündeki çok eski gazeteye
bir imla hatasına gülüyor
anılarımın gri yüzlü hasekisi
saçlarını kırk örüyor
kurban ediyor bütün tanrılarını gerçeğe
...
bin yıllık ülkenin marşını söylüyor mağlup çocuklar
kısık sesle
bu şarkıyı dinleyerek ölüyor taşra
bir uyanıyoruz ki bembeyaz ellerimiz
korkularımız savaşa amade
...
ve bir göç yerleşmiş gözlerimize
bir kale dikilmiş üstümüze.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.