0
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
192
Okunma
nefretle bir elma kapıyor sepetinden
yaşlı abla
nefretle ısırıyor onu ve bakıyor gözlerimize
bakıyor ta inzivalarımıza
nefretle
nasıl kabullenebiliriz bu afeti elimizde bir gülle
gözlerimiz yarı kör kendimize
tarih, yirmi yıl önce
yalvarıyorum bu dil için yeni bir alfabe
odun kırıyor sokakta yaşlı abla
fenike moru bir parça kumaş üstünde
kuru güzelliği üstünde
yosun tutmuş bir kale
koruyor geçmişini bin gözlü rehâvetle
koruyor hak edilmiş sevincini bir çocuğun
bir çocuk ve bir kale nasılsa hiyeroglifte
işte öyle
çatıdaki yangın ısıt bizi, içimize işle
ve tanrılarını incitmemek için
yağmur duasına çıkıyor yaşlı abla
yağmur mevsiminde
artık muskalaşmış gözlerle
gidip geliyoruz her uyanışımız neden böyle
ışıklar altında
halvette
hala ilahım bir yangın
dinim akşam rüyaları
bir elmayı koparıyor dalından nefretle
kırk kat sarındığı giysiler içinde
durmadan saklanıyor yaşlı abla
ve görebilmek için gerçeği
soyunması yıllar sürecek
ya bizi kim salıverecek
yirmi yıl sonraki hâlimize merhaba
çok eğreti bir şehirdik bir imparatorluk içinde
yaşlı abla
sür atını kıyamete!
5.0
100% (5)