0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
34
Okunma
El açıp mutluluk isterken senden,
Ben sana dünyayı ver demedim ki.
Bir yudum sevgiyi çok gördün bana,
Saraylar verdim de ne oldu sanki.
Bir zamanlar adını dua gibi taşırdım dilimde,
Sabahları seninle başlar, geceleri seninle bitirirdim.
Yıldızlara bakar seni anlatırdım gökyüzüne,
Belki bir yıldız kayar da dileğim kabul olur derdim.
Ne çok hayal kurmuşum meğer,
Ne çok inanmışım bir çift söze.
Sen gülünce bahar olurdu içimde,
Bir bakışın yeterdi bütün yaralarımı sarmaya.
Ben sana ömrümün en güzel yıllarını verdim,
Sen farkına bile varmadan geçti gitti zaman.
Avuçlarımda büyüttüğüm umutlar,
Bir sonbahar yaprağı gibi savruldu ardından.
Şimdi dönüp bakıyorum da geriye,
Ne çok şey eksilmiş benden habersiz.
Aynalar başka bir yüz gösteriyor bana,
Saçlarıma düşen aklar konuşuyor sessiz sessiz.
Nerede o geceleri sabaha bağlayan hayaller?
Nerede yarınlara kurduğumuz düşler?
Birbirine yaslanan iki yalnız kalp olacaktık sözde,
Meğer kader bizi ayrı defterlere yazmış.
Bir kahve fincanında adını aradım yıllarca,
Bir şarkının sözlerinde seni bulurum sandım.
Her gelen rüzgârı senden haber getiren bir dost bildim,
Ama hiçbir haber sen olmadı.
Yalnızlık öyle sinsice çöktü ki omuzlarıma,
Önce sesimi aldı elimden, sonra gülüşümü.
Kalabalıkların ortasında bile eksikliğini yaşadım,
Kimse anlamadı içimdeki sessiz çığlığı.
Bir gün gelir de pişman olursun diye bekledim,
Kapım çalar sanırdım her gece yarısı.
Belki dönersin diye ışıkları söndürmedim,
Belki üşürsün diye kalbimi kapatmadım.
Ama sen gelmedin...
Sadece mevsimler geldi geçti.
Sokak lambaları eskidi, şehir değişti, insanlar değişti.
Bir tek içimdeki hasret aynı kaldı,
Bir tek adın silinmedi gönül duvarlarından.
Ben senden servet istemedim,
Altından saraylar istemedim.
Bir omuz istedim yorulduğumda yaslanacak,
Bir yürek istedim içinde kaybolacak.
Oysa sen sevgiyi bile hesapladın bana,
Gülüşünü bile esirgedin bazen.
Ben ise gözyaşlarımı bile paylaşmıştım seninle,
Senin olsun diye bütün kederlerimi vermiştim.
Şimdi geceler daha uzun,
Sabahlar daha renksiz geliyor bana.
Bir fotoğrafın duruyor hâlâ eski çekmecede,
Bakmaya kıyamadığım, atmaya cesaret edemediğim.
Kader dedikleri şey buysa eğer,
Çok ağır yazılmış bana.
Bir ömür sevmeyi öğretmişler,
Ama unutmayı öğretmemişler.
Bazen düşünüyorum da;
Belki suç sende değildi, bende idi.
Ben seni insan gibi değil,
Bir mucize gibi sevmiştim.
Bu yüzden yıkıldım belki de.
Bu yüzden her ayrılık haberinde seni hatırladım.
Bu yüzden her hüzünlü şarkıda sesin yankılandı kulağımda.
Şimdi bir masanın başında,
Yılların yorgunluğunu taşıyan gözlerle oturuyorum.
Karşımda boş bir sandalye var,
Sanki hâlâ gelip oturacakmışsın gibi.
Ve içimden yalnızca şu sözler geçiyor:
El açıp mutluluk isterken senden,
Ben sana dünyayı ver demedim ki.
Bir yudum sevgiyi çok gördün bana,
Saraylar verdim de ne oldu sanki.
Bir gün bu dünya benden de vazgeçerse,
Bir mezar taşı kalırsa geriye ismimden.
Bil ki orada bile aynı cümle yazacak yüreğim:
"Ben seni çok sevdim...
Sen ise bir yudum sevgiyi çok gördün bana..."
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.