1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
88
Okunma
Bu sana son nidamdır, zamanın ötesinden,
Kâinatın son yaprak gibi düşen sesinden...
Mühürledim ruhumu; günahım ve sevabım,
Gözlerinin ta içidir mahşerim, hesabım!
Devrilse de üstüme bu fani âlemin surları,
Geçsem de zincirlerle o kapkara surları;
Sensizliğin bağrında bir yetim harabeyim,
Sükûtun gölgesinde kendi sesime gurbetim.
Gözümden süzülen o son damla düşmeden yere,
Ulaşmadan bu kırık ahım o gök kubbelere;
Kâinat çöksün dilerim, zaman dursun bir anda,
Nazlı’m! Son duam sensin tükendiğim bu anda!
Kalemim kırılmadan, son mürekkep damlarken,
Bütün varlık dilenip, ecel vakti yaklaşırken;
Son cümlem, son nefesim, o en son hecemdesin,
Ezelden ebede dek düşmeyen öznemdesin!
Sessiz bir fırtınasın içimde, en derinde,
Adın süzülür ruhuma saklı bir naz içinde.
Ne bir iz bıraktın sen, ne de bir teselli,
Yokluğun çöktü geceye, ecelden daha belli.
Haykıramadım, sustum... Gizledim fırtınamı,
Ne başını gördün sen, ne son yaralarımı.
Suçlayamam ben seni, hakikat buyken madem,
Görmediysen gözümden dökülen ahı bir dem.
Ama bak! Yağsa da üstüme en katran tufanlar,
Islatsa da ömrümü sonu gelmez yağmurlar;
Nazlı bir edayla çiseleyen o tufana,
Açıyorum göğsümü inadına, inadına!
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.