0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
62
Okunma
Bazen hayat, insanın boyunu aşan berrak ama ağır bir su gibidir. Herkes yüzeyde rahatça kulaç atıp bir yerlere yetişmeye çalışırken, sen kendini o suyun en dibinde, akıntının bile uğramadığı o hareketsiz boşlukta bulursun. Yukarıya bakarsın; ışık oradadır, hayat oradadır ama aranızda aşılmaz bir yoğunluk vardır. Ne kadar çırpınsan da o suyun ağırlığı göğsüne oturur. Dünyanın bütün sesleri sana uğultu gibi gelir, her şey uzaklaşır, silikleşir. Kaçacak, sığınacak bir kara parçası yoktur; çünkü nereye dönsen aynı dipsiz, aynı soğuk su sarmıştır etrafını. İnsan o derinlikte ne gidebilir ne kalabilir; sadece durur ve kelimelerin bittiği o yerde, ağırlığın kendisi haline gelir.
Bir denizin dibiyim şimdi, sessiz ve derin,
Üzerimde dünyanın bütün ağırlığı var.
Yukarıda akıp giden o telaşlı hayatın,
Bana sunduğu tek şey, bu daracık duvarlar.
Çırpınmıyorum artık, kıpırtısız duruyorum,
Işık çok uzaklarda, sesler yabancı, boğuk.
Söylemeyin o kelimeyi, biliyorum sonumu,
İçimde biriken bu son, bu halsiz soluk.
Bir yaprağın daldan kopup düşmesi gibi,
Gürültüsüz, sessizce çekiliyorum kıyıdan.
Duyun bu gidişi, bu lirik, bu durgun sonu,
Vazgeçmiş bir ömrün süzülüşüdür sudan.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.