0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
40
Okunma
Sakla beni bir köşede;
Eski bir Gar Oteli’nin yağmurlu penceresinde,
Kırmızı bir şarabın bardağa bıraktığı leke gibi…
Ya da gece yarısı geçen Okyanus Ekspresi’nin
Raylarda unuttuğu o ince, sarsak uğultu gibi.
Ben hayatından geçen bir yabancıydım;
Paris’te bir sahafın tozlu rafında terk edilmiş,
Sayfaları birbirine yapışmış, yarım kalmış bir roman…
Kapağını kapattın,
Ve hikâye tam da en güzel yerinde söndü.
Farz et ki Nehirde bir kütük gibi sürüklendim,
Farz et ki Venedik’te bir sis tabakasıydım;
Kanalın sularına dokundum,
Sis dağıldı, köprüler yalnız kaldı.
Sen sabahın ilk ışığıyla uyandığında,
Ceketimin cebinde kalan o son tren biletiydim ben.
Garı terk ettim, makaslar değişti,
Ve biz hiç karşılaşmamış gibi olduk
Şimdi hangi takvimi çevirsen çevir,
Salonda cızırdayan o eski plak,
Sokağın köşesini dönen o rüzgâr…
Hep aynı istasyonda ertelenmiş bir seferdir.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.