0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma
Vehminde kaldım anda saniyeleri bihuş ile karşısında hayatım gardsız
Elinde kayboldum gıyabımda pür-heves ile koynunda kaderim vefasız
Hamlesiz tutsağım uykumda cezbesi ile yamacında dalgaların firarsız
Memnun kaldım/mı, hatrımda temaşası ile bakışlarda halim kararsız
İştiyak duydum ufkumda güneşi ile feryatlarda akıbetim semasız
Nefse dolandım başımda nekbetim ile uçurumlarda ahiretim sınırsız
Emin olamadım buhranımda ehvalim ile kabuslarda tarihim tekrarsız
Yorgunum gevher bilemeden geçer ömrüm kıymeti zayi iken
Ortasındayım yol tükenmeden göçer baharım tahassürü solurken
Rağbetim gözlere serilmeden vazgeçer ümidim bitapken
Gayya kuyusunda ömrüm tükenir vaktim geri sayıyorken
Uğrağım, meskenim burasıdır derken; sığınağım damsız kalıverirken
Nâçardır bu yürek, feryatlarım hüsran hırkasını üstüne bürünürken
Ufukta batan günle, fırtınam kopar bu gurbetten ebediyen ayrılırken
Mateme bürünür her köşem, son ümit de gözümde erirken.
Bihuş: Şaşkın, sersem, aklı başında olmayan, deli. Kendinden geçmiş, kendini kaybetmiş, baygın.
Pür-heves: Çok hevesli. Heves dolu.
Cezbe: Bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme durumu
İştiyak: Güçlü istek, arzu. Göreceği gelme, özleme. Hasret çekmek.
Nekbet: Şanssızlık, talihsizlik. bahtsızlık.
Ehval: Korkular. Korkulacak haller. Fenalıklar.
Gevher: Değerli taş, elmas, bir şeyin aslı, esası. Elmas, mücevher, inci.
Tahassür: Özlem, Kavuşmak istenen şey veya kimse için üzülme, yanıp yakılma
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.