1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma
Dost bildiğim insanlar, hep mezarımı eşti,
Bütün fani bağları, bir zaman kesip gittim.
Nankörlerin gölgesi, haddi hududu aştı,
Can evime kilidi, bir zaman asıp gittim.
Bu ağır sükûneti, acizliğimden sandı.
Bıçağın keskin ağzı, ta kemiğe dayandı.
Sabrımın doruğunda, fırtınalar uyandı.
Deli bir poyraz gibi, bir zaman esip gittim.
Yüzümdeki tebessüm, yavaş yavaş solmuştu.
Şu virane gönlüme, dertler bir bir dolmuştu.
Bütün sırça saraylar, birer hayal olmuştu.
Talihin defterine, bir zaman küsüp gittim.
Merhem kabul etmeyen, derin yaralar aldım.
Umudu ipe çektim, kor ateşlere saldım.
Kör kuyular dibinde, lâl, sağır, naçar kaldım.
Sessizliği kuşanıp, bir zaman susup gittim.
Gördüm ki fani ömür, sessizce sona erer.
Yalan dünyanın malı, ancak kabre dek sürer.
İnsan kara toprağa, cepsiz kefenle girer.
Dünya denen lokmayı, bir zaman kusup gittim.
Şafağın kanlı eli, son tabyamı da yıktı.
Feleğim umudumu, kör zindanlara tıktı.
En vefalı sırdaşım, ıssız gölgeler çıktı.
Karanlığın koynuna, bir zaman pusup gittim.
Sırtımı dayadığım, yüce dağlar yarıldı.
Tutunduğum dallarım, köklerinden kırıldı.
Boynuma ilmek ilmek, yağlı urgan sarıldı.
Tabureye tekmeyi, bir zaman basıp gittim.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.