7
Yorum
42
Beğeni
5,0
Puan
974
Okunma
Ümit’imi duyulmayacak yeni cümleler kurmak için çoktandır yittirmişken
Mağlubiyetimi yenilgiye düşmüş şairlerden ödünç almışken
Mahkumiyetimi söylediğinde yeri göğü sarsan o son ayrılık keşke’sinden
Üzüntüm, seninle dünyadan kurtaramadığım kelimelerim kalmışken
Gülsün istedim, kırık aynamda hiç mırıldanmamış nağmelerim göğe hasretken
Üşüdüm dedim, kaybedişime ağlarım gecesi zindan şehrin en münzevi köşesindeyken
Laleler, Sam yeli ve siyah gözlerin; ne varsa söylenecek karşında hepsini unuttururken
Suskunluğumu bozamadım pencerelerimiz karşı karşıya, aynı göğe, aynı güne açılırken
Üzerini örtüğüm söylenemeyen sözler kadar içimi yakan, boşa sarfedilmiş cümlelerimken
Müdavim olmuşum yürünmemiş yoluna, görülmemiş aydınlık sokaklarına vurgunken
Ücra kentlerin tamahkâr betonları imtihan dolu, hüsran dolu, çile doluyken
Mihenk taşım, dudaklarından dökülenlerle baş ucuma konulur naaşım defnedilirken
Miât’ım saydım siyah gözlerine baktığım gün, ki bu tutsaklığım aynı zamanda infazıma götürülürken
Ülkeler neşredildi bir gün doğup, bir gün batan rüzgâr önündeki yaprak misali sen yokken
Güçsüzlüğüm, denizleri ve limanları mâhvederim korkusuyla falezlere revâ görülürken
Üzengi vurduğum dört nala koşan heveslerim yorgun ve kırılırken/giderken
Lügatında olmasın üzüntü, yolun ışıldasın hep ben se hatırlanmayı beklemezken
Sükûnetli sönük bir yıldızdım bir dilek hakkın için düştüm geceleyin sen duymazken
Üslubum, yüzünü ve bir gün maviye döneceğine inandığım gökyüzünü satırlara gizlerken
Mübalağasız gözlerindi derin siyah sularıyla bir okyanus, okumasını bilene sarsıcı bir kitapken
09.05.2024
Bâr-ı Kalem
5.0
100% (21)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.