0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
79
Okunma
Bak evlat;
Yolun başında heybeni sabırla doldur,
Kibir dağı yüksektir, sen nefsini durdur..
Eğilip bükülme sakın her esen rüzgârda,
Dik duran bir yürek, her zaman her daim hürdür...
Bak evlat;
Dost dediğin pazara kadar değil, mezara kadar,
Sırtını döndüğünde kuyu kazan, ömrüne zarar.
Vefası olmayanın sofranda tuzun bulunmasın,
Gönül bağı kurmayan, cana sadece efkâr katar.
Bak evlat;
Dilin bir kılıçtır, kınında tutmayı öğren,
Söz gümüşse sükût altındır, bunu bilip de diren.
Kırmadan dökmeden konuş ki yarın yüzün ak olsun,
Gönül saraydır yıkılırsa, bulunmaz onu inşa eden.
Bak evlat;
Emeğinle sulanmayan topraktan ürün bekleme,
Başkasına ait olanı sakın malına ekleme.
Haramın bereketi olmaz, tez günde savrulur,
Helal lokma şifadır, dert üstüne dert ekleme...
Bak evlat;
Zamana güvenme, akar gider avucundan su gibi,
Giden gençlik dönmez, hayat zaten bir rüya gibi.
Bugünün işini yarına bırakıp da aldanma,
Ecel gelip çatınca, bırakırlar seni bir yabancı gibi.
Bak evlat;
İlim meclisinden uzak kalma, cahilden kaç,
Bilgi öyle bir hazine ki, her kapıya tek bir ilaç.
Kuru kalabalık seni doğru yoldan saptırmasın,
Ruhun hakikate, kalbin adalete kalsın hep aç...
Bak evlat;
Sesin yankılansın gök kubbede, hoş bir seda diye,
Kalbindeki ihsan kalsın, benden sana hediye.
Bir gün göçüp giderken, ardına baktığında;
’İyi ki yaşamışım’ de, dökülmesin dilinden tek bir ’keşke’
Bak evlat;
Nihayetinde geldik yolun sonuna, insan bâki,dünya fani,
Sultan olsan ne yazar, toprak alır bir gün seni ölüm ani,
Bıraktığın o hoş bir sada ise şu gök kubbe altında kalan,
İşte o zaman; odur kalbindeki ihsan, gerisi koca bir yalan.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.