3
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
105
Okunma
Araf’ın eşiğinde
ayakkabı bağcıkları çözük
iki çocuktuk
biri bendim
diğeri
aynadaki o amansız pürüzsüzlük
omzumda
bir is kokusunun ağırlığı
cebimde
dişleri sökülmüş anahtarlar şangırtısı
sustuk
sessizliğin düzlüğü
ilk kez
bir vatan gibi serildi altımıza
ne o sarı pencerenin
sahte ışığına kandık
ne de betonun
bizi yutmasına izin verdik
avucumda
o mülteci çocuktan kalan
küçük bir taş
üzerinde
hiç atılmamış bir kahkahanın
ilk kırışıklığı
"Sahi,"dedim
isli bir martı göğe değerken
"Siz bizi
neden sevmediniz?"
taş sustu
ayna sustu
çocuk
kendi uçurumuna yürüdü
şimdi
ne göğün uzağındayım
ne yerin dibinde
tam o eşikte
iki harf arasındaki uçurumda
dilimin kıyısında
turuncu bir güneşsöz
is koksa da
benimdir bu şafak
kazaen değil
kasten
duruyorum burada
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.