0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
29
Okunma
Sessizliğin Bedeni
Sessizlik, kalbimin odalarına yerleşmiş bir yabancı,
Her evet, her ne kadar iç içe geçmiş olsa da
Yine de yankılanır içimde, kırık bir kalemin ardında.
Gökyüzü gri bir örtü, altında gizlenmiş bölük pörçük anılar,
Her şeye rağmen, sessizliği dinlerim en karanlık gecelerde.
İçime akan sözlerin ağırlığı, derin bir kuyuya dönüşür.
Ruhumun duvarlarına yazılmış yazgılar,
Gerçekler, içimde kilitli birer mahkûm—özgürleşmeyi bekleyen.
Kelimeler dağılır, mezarın taşında sadece isim ve zaman.
Kırık kalem, sessiz bir tanık, anlatır her şeyin ardında,
Ancak suskunluk kalbimin en derinine işlenmiş bir sırdır.
Bu yabancı, ellerinde saklar kalbime ait kayıp harfleri.
Gözlerimde taşıdığım hüzün, dağılır rüzgarın getirdiği fısıltıyla,
Sessizlik, içimden geçen bir nehir gibi durmaksızın akar.
Mezar taşı, sadeliğiyle anlatır yalnızlığın en derin hikayesini.
Her evet, bir yük; her hayır, bir kurtuluştur içimde,
Bu yüzden sessizliğimde yankılanır eski zamanların çığlığı.
Kırık kalemle yazılan her kelime, birer yankı hâline gelir.
Sessizliği dinlerim, her hecesinde kaybolmuş hatıralar,
Gerçekler, hapsolmuş, içimde fısıldar görünmeyen bir dilden,
Ve mezarın taşında, sadece isim ve zaman yankılanır.
İçimdeki sessizlik büyür, gözlerimdeki bulutları deler,
Her kelimenin ardında yatan bir acı, bir umut ışığı,
Kırılan kalemin sessiz yazıları, kalbime mezar, ruhuma kanat.
Ve böylece sessizlik, hem bir yük hem de bir kanat,
İçimdeki gerçekler, mezarın taşına yazılmış, sonsuzluk adıyla,
Zamanla, sessizlik bedenim oldu, içimde yankı beni buldu, Kara Toprak benim Oldu Sonsuzluğa Sadeçe giden benim Bedenim Oldu Sessiz Sessiz Yok Oldum...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.