1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
82
Okunma
Dağıtıyorum zihnimi sağa sola, savruluyor içimdeki rüzgâr,
Silmeye uğraşıyorum var oluşu, izlerim düşüyor karanlığa ağır ağır…
Kimi vakit gecenin koynuna bırakıyorum kendimi usulca,
Kimi vakit gündüzün uğultusunda kaybolan bir gölge gibi…
Düş kurmaktan vazgeçiyorum diyorum, dilimde yarım bir yemin,
Ama aklım asi bir çocuk gibi yine sana döner derin derin…
Susturdukça çoğalan bir fısıltı var içimde,
Adını anmasa da seni anlatan ince bir sızı gibi…
Göğü seriyorum üzerime, lacivert bir örtü gibi,
Yıldızlar ince ince işlenmiş, titrek bir ezgi gibi…
Issızlığın ortasında yankılanan bir sessizlik,
Kalbimin ritmine karışan görünmez bir türkü gibi…
Zemin çekiliyor altımdan, boşluk büyüyor adım adım,
Kalabalıklar susuyor, geriye kalıyor kırık bir nabzın yankısı…
Karanlığın içinde atan görünmez bir gök kalbi,
Ve ben o ritimde çözülüyorum damla damla…
Bir an ışık çekiliyor, bulutlar sarıyor sahneyi ağırdan,
İçimdeki parıltı sönüyor, küle dönen bir kıvılcım ardından…
Sonra ince ince düşüyor serin damlalar yüzüme,
Sanki gökyüzü dile gelmiş, benim yerime ağlar gibi…
Yanaklarım ıslanıyor, sessiz bir itiraf gibi,
Rüzgâr sandığım dokunuş, içimde kopan bir fırtına gibi…
Kirpiklerimden süzülen sıcak izler
Gizlediğim duyguların gecede çözülüşü gibi…
Yukarıdaki perde konuşuyor benimle, gri bir dilde,
Her düşen damla çarpıyor yüreğime, eski bir hatıra gibi…
Sakladıklarım çözülüyor, kırılıyor içimdeki zincirler,
Akıp giden her iz, biraz daha eksiltiyor beni…
Ve başımı kaldırıp soruyorum sonsuzluğa:
Hangisi gökten inen, hangisi içimden kopan?
Çünkü bazı geceler vardır ki—
İnsan, kendiyle gökyüzü arasında kaybolan bir şiir olur…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.