0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
82
Okunma

Senden sonra kalmanın ağırlığını değil,
Senden önce gitmenin telaşını taşıyorum.
Boşlukta bir ses, bir nefes arar gibi,
Dönüp de bakmadan bu ıssız eşiğe,
Aynı yolda, aynı sona yürüyorum.
Bırak, tenim toprağın koynuna girmesin,
Beni ateşle yıka, küle dönüştür.
Sıradan bir mezar taşında unutulmasın adım,
Senin masanın üstünde, bir camın ardında,
Zamanı seninle durdurmak bir büyüdür.
Bakınca içime görebilesin diye şeffaf,
Hüzünlü bir bekleyişin aynası olayım.
Dışarıda fırtınalar kopsa, kar yağsa bile,
Ben o kavanozda, sıcağında odanın,
Sonsuza dek sana yoldaş kalayım.
Toprakla birleşip çiçek açmaktan vazgeçtim,
Bahçelerde rüzgârla savrulmak değil derdim.
Varlığınla aydınlanan bu daracık camdan evde,
Yalnızca senin gördüğün, senin bildiğin,
Sana adanmış bir ömür bitti, ben geldim.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.