0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
46
Okunma

Sen aşkı çizebilir misin?
Bir kadının boynundaki o tekinsiz coğrafyayı,
Yarıda kalmış bir kahve fincanının hüznünü
Ve sigara dumanına sinmiş o telafisiz hevesi?
Mümkün mü parmak uçlarında ihtilaller büyütmek?
Sen sevgiyi çizebilir misin?
Bir çocuk gülüşünün tel örgülerden sızan şefkatini,
Pazar ekmeğinin sıcaklığındaki o telaşsız sığınağı
Ve iki gövdenin birbirine nasıl mısra mısra yakıştığını?
Öyle gösterişsiz, öyle kendiliğinden ve derin.
Sen öfkeyi çizebilir misin?
Gidilen trenlerin ardından dökülen keskin sessizliği,
Aynada kırılan o yabancı, o mağrur yüzü
Ve haksız bir ayrılığın göğse batan kıymıklarını?
Bir kentin bütün ışıklarını tek sözle söndürür gibi.
Sen huzuru çizebilir misin?
Mavi bir tülün rüzgarda usulca savruluşunu,
Bir liman kahvesinde unutulmuş o dingin ikindiyi andıran,
Kalbin nihayet durulduğu o kuytu köşeyi?
Bütün kavgaların bittiği o beyaz boşlukta.
Sen hangi duyguyu çizebilirsin?
Hangi boyayla boyarsın içimizdeki bu darmadağın atlası?
Hangi fırça darbesi anlatır insan kalbinin bu uçurumunu,
Bu hem eksik, hem her şeyden fazla olan yalnızlığı?
Çizilemeyen ne varsa, işte o kalıyor geriye.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.