5
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
123
Okunma

Biz öyle çoğa talip olmadık,
Bir kuru ekmek, bir yudum nefes dedik,
Ama hayat, alnımıza bolluk değil,
Sustuğumuz yerden büyüyen acıyı yazdı.
Bizim evler denizi görmez,
Martılar bilmez adresimizi,
Pencereyi açınca yüzümüze çarpan şey
Rüzgâr değil… içimize çöken bir ağırlıktır.
Sabah bizde ışıkla gelmez,
Bir fırın kokusu düşmez düşümüze,
Geceden devraldığımız yorgunlukla
Günü sırtlanırız… susarak, direnerek.
Bir terazimiz var… kimse bilmez,
Bir kefesinde acı, ötekinde keder,
Ne koyarsak koyalım değişmez hüküm:
İkisi de ağır, ikisi de bize yeter.
Güneş gözümüze vurur ama yakmaz içimizi,
Gülmek mi… unuttuğumuz bir lisan gibi,
Biz kirpiklerimizi gözyaşıyla çoğalttık,
Her damla biraz daha derin kazıdı içimizi.
Ama yıkılmadık, duyuyor musun?
Eğilmedik bu kırık dünyanın önünde,
İçimiz paramparça olsa da tuttuk kendimizi,
Çünkü insan kalmak… vazgeçilmez bir dirençtir bizde.
Sevmekten vazgeçmedik biz,
İçimiz kanarken bile uzattık elimizi,
Bir lokmayı bölüp çoğalttık yokluğu,
Çünkü insan dediğin… önce paylaşmalı kendini.
Sözümüz ağırdır, nettir:
Biz kuru ekmekle de doyarız,
Yeter ki terazimize keder koymayın…
Çünkü biz… kederi taşıya taşıya büyüdük, artık taşımayız.
@NURAL BEKTAŞLI
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.