14
Yorum
36
Beğeni
4,6
Puan
573
Okunma

hani bir sarı çiçeğin vardı
barut gibi göğsüne takıp
ince bulutların üstünde
koşturduğun
bir çiçeğin vardı
üç gün koklayıp
mezarıma öylece fırlattığın
Müjgan, üç gün oldu,
üç gün oldu aklımın meydanlarını
bir çiçeğin yaprağıyla talan edeli
öyle mağrur sultanlar gibi tahtımda
iliklenmiş karanlıklar ayaklarım altındaydı
bir çiçek, Müjgan, bir çiçekle kesiverdin
bahtımın aydınlıklarını
oysa ben seni sevmek için
gelmiştim dünyaya
fakat bir kuşa bir masal nasıl anlatılır
ağılı asma bahçelerindeyim
kapkara gözlerim gözlerinde sallanır
bu çamura batmış ellerim
ökse otundan ellerine dolanır
Bazen de dünya böyle bir yerdi işte:
Su, ekmek,
tren saatleri,
biraz Müjgan,
belki kederli birkaç söz
yahut
yokuş aşağı koşmak göğüslerinde
ya da aklını kaybetmek
bir çiçeğin eskimiş kirpiklerinde.
.
5.0
86% (12)
4.0
7% (1)
1.0
7% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.