2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
182
Okunma
Sımsıkı bu ranzalar
odamın dantellerine sarılmış.
Aklımda gülüşün var, Milva,
yanmış gemi direklerine asılmış.
Hani bir sarı çiçeğin vardı,
bahtımın meydanlarına
kışları getiren.
Bir sarı çiçeğin vardı,
barut gibi
gözlerimin denizinde yüzen.
Milva,
ayaklarına dolanan bu sular,
Levya’nın cehenneminden.
Gözlerin ağılı asma bahçelerinde sallanır,
kederi duyulur
Müjgan’ın yanmış bileklerinden.
Sen,
Milva,
hangi doğrunun ucuna
böyle anlamsızca koştun?
İşittim,
bu sevda masalında
Müjgan’ı unuttun.
Şu sulara bakın,
işte orada tahtım.
Ökse otu tutunmuş ellerimde,
belki bir salıncak avuturum.
Milva,
gelinlik giymişsin.
Öyleyse
neden böylesine kırmızısın?
Tütün bulamış ağılı saçlarına.
Sen,
Levya’nın cenneti sanmışsın
bu şarabi saatleri.
Limon ağaçlarını unutma.
Sen,
Milva,
hangi sevdanın yalanına
böylesine
tutundun?
İşittim,
bir dost meclisinde
Müjgan’ı
sırtından vurdun.
.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.