8
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
187
Okunma
Bir çocuğun cebinde sakladığı taş gibi;
kimseye göstermeden,
kimseye anlatmadan
avuç içinde ısınır.
Adını ansam rüzgâr ürperiyor,
perdeler usulca çekiliyor içime.
Sanki her şey biraz sen,
biraz da sensizliğe mecbur.
Akşam olunca
gölgem uzuyor duvarlara,
ben kısalıyorum.
Bir kuş geçiyor göğsümden
kanat çırpa çırpa;
kalbim, konacak yer bulamayan
bir serçe telaşı.
Özlemek ne garip…
Suyu içtikçe susamak gibi,
dua ettikçe çoğalan bir amin gibi.
Sesin, gecenin koynunda
ince bir kandil;
dokunsam sönecek,
dokunmasam içimi yakacak.
Ben seni
bir yağmur sonrası toprağın kokusu gibi
içime çektim.
Şimdi her nefes
bir hatıra,
her hatıra
küçük bir kıyamet.
Özlemek ne garip…
İnsan en çok
en yakınına uzak kalınca büyüyor.
Ve büyüdükçe
çocukluğuna dönmek istiyor
bir adın gölgesinde.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.