9
Yorum
22
Beğeni
0,0
Puan
251
Okunma

Cehli irfân sanana kalmaz bu vîrâne-reng,
Sözü gevher sansa da sînesi daîm pür-jeng.
Mekr-i dünyâya kanıp tezvîr eyler hem-âheng,
Mîzân-ı Hâk kurulur, yıkılır cümle evreng.
Zulmeti nûr belleyip bezmine vermiş bir reng,
Âr-ı nâmûsu mefkûd, sîreti bî-nâm u neng.
Sanma sakın sır kalır, dar gelir şîşe-i teng,
Hâk mîzâna vurunca, dökülür cümle nîreng.
---
Vîrâne-reng: Harâb olmuş, yıkık dökük bir renk/görünüş (Dünyânın geçiciliğine atıf).
Pür-jeng: Pas içinde, paslı. (Pür: Dolu / Jeng: Pas). Gönlün mânevî kirliliğini ifâde eder.
Mekr-i Dünyâ: Dünyânın hîlesi, aldatmacası ve tuzağı.
Tezvîr: Yalan dolan, ara bozma, fitne çıkarma.
Hem-âheng: Uyumlu, berâber giden (Yalanı ve hîleyi uyum içinde, ustalıkla yapma).
Mîzân-ı Hâk: Allâh’ın adâleti, büyük terâzi.
Evreng: Taht, saltanât yeri. (Mecâzen: Dünyevî makâm ve güç).
Bezm: Meclis, eğlence sofrası, sohbet ortamı.
Mefkûd: Kaybedilmiş, yok olmuş, bulunmayan.
Bî-nâm u neng: Adı sanı olmayan, şan ve şereften mahrum.
Şîşe-i Teng: Dar şişe, dar cam kap. (Mecâzen: İnsanın içindeki gizli niyetlerin artık sığmadığı o dar hacim).
Nîreng: Hîle, oyun, aldatmaca, büyü. (Dökülür cümle nireng: Tüm hîleler, boyalar ve sahtelikler dökülür).
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.