1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
113
Okunma
Zaman yürüdü ve yaşlandık
Göçtük ikimiz bu diyardan
Hasret iki kuşun kanadında
Uçmanın kapısı ardına kadar açık ve soğuk
Güvercinler yulaf toplar,karın üstünde
Kış şiiri, karanlık şatosunda nağmeler döker
Ne ben prensim ne de sen prensessin
Bir uykunun hazan mevsimiyiz
Seneleri avucumuza alıp gökyüzüne baktık
Bekledik
Bekledik
Bekledik
İndik duyguların maden yatağına
Derinde, gurur ve acı
Toplamak varken,eteğine düşen boncuk tanelerini
Hüzün dağılır derine...
Bana geldin,
Bir Ekvator çizgisinden geçerek
Saçlarım ak, yastığım ıslaktı
Saat dörttü
Sustuk
Beş oldu
Döküldü sıvasız bir duvarın toz taneleri gibi,iki sözcük
Merhaba ve elveda...
İç çekişen kitaplarıma dokundun
Acı kıvamında sert bir Gorbaçov votkası
Bana baktın..
Tıpkı öyle doğar,heceler ve uyaklar
Öyle batar salyangoz renkli iğneler tenime
Şafak söker,anlamayız
Keder yuvasına döner
Ağlamayız..
İçimde tetikte kurşunlar
Zamanı hasım bilmişim
Yirmi yaşında civan,mert delikanlı
Bir sana yenilmişim
Bir sana...
Güneş’ i aldılar gövdemizden
Kader, bir doğa biçimidir
Çizip kanatır sevdayı tutan avuçlarımızı
Aşkı paylaşmak artık çok geç
Odamın kapısı kapanıyor
Dışarıda bir kadın yüzü
Çın çın öter iki efkar sözcüğü
Merhaba ve elveda..
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.