8
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
125
Okunma
Zihnim...
kendi yatağını yaran bir akarsu
Gecenin kaburgalarına
Çarpa çarpa
İlerleyen kör bir su...
taşın sabrını öğüten gizli bir
zamanın
asi çağlayanı...
Bulut ...,
gözlerime çekilmiş bir kefen değil
hakikatin fazlasından sakınan ince bir merhametin perdesi...
Ve çiçekler…
yüreğimin karanlık durağında
usulca baş veren,
toprağın en eski duası
her tomurcuğu bir dirilişin umudu...
Her tırmanışta
parmaklarıma değen o keskinlik
bir dağın dili
kanla konuşur,
bedel ister geçişten…
Rüzgâr...
sadece taşımaz şifayı
yarayı da deşer...
şifa her vakit bir neşter gibi
acıyı derinleştirmeyi mi sever?
Bu yolculuk…
sadece var olmak mıdır?
Yoksa varlığa katlanmanın sessiz ilmi mi?
Ve savaş dediğin,
dışarıda kopan bir gürültü mü?
içinde, adı konmamış bir hakikatin sürekli doğum sancısı mı?
Turgay Kılıç
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.