1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma
Gökyüzü alnı geniş bir yosma
Sesinin pervazına takılan buğu
Kırık kesik bileklerindeki güneş
İntihar kusar rüzğarı,
Kışları incinmiş birer martı.
Denizine göç eden esmer kafile.
Kafiyeden geçen, ’yolu şaşırmış’ cümlesi yok mu?
Altın bikezikli bir yosma gökyüzü
Mavi gamzesi yanaklarında iki derin kuyu.
İlki yusuf,
İkincisi kardeş cüceler,
Siyah bir bağcık sonrası.
Yine düştünmü çatıdan ey kara kiremit.
Adı yosma, ey sevgili hüzün
Gök putlarını kıran ilk gamzen
Yanaklarımdan sarkan.
Yine aynı kafiyeyle,
Yine çatıdan düşen kırmızı kiremit.
Pencere satılan pazarlarda,
Bakışlarım çürüyecek.
Sesim ki susarda,
Çığlığını berdel eder.
İnce ince bir yol hikayesi,
İki yanından söğütler geçen o ah’a siner.
Kiremit konuştu, yosma!
Gamzem koştu yanağına,
Beyaz tenli bir hiçliğe yürüdük beraber.
Kafiye aynı korkma!
Yanaklarımı her güz asarım güneşin ipine,
Ondan kurur içim
İçim ki başakları göğe seslenir.
Altın bilezikli yosma gökyüzü
Kaldırımları dar ağaçlarına kök olur.
Bir ney’e takılır incinmişliği.
Susar içimde başak tarlası.
Gün doğurur gelmişini geçmişini.
Alnı geniş bir yosma gökyüzü
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.