3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
140
Okunma
"ölmeye benide çağır"
yola düş
Sevgilim demeye korktuğum bir sabah vardı,
Kendi kalbimin yanından geçerken selam vermedim.
Biraz kırgındık birbirimize.
Avuçlarımda morarmış birkaç cümleyle dolaştım gün boyu,
Köşeleri eskimiş bir hayat gibiydim.
Bugün kendime bir yama yaptım,
Ama neresine tuttu bilmiyorum.
Belki de içimden biri eksik,
Belki de fazlayım hep.
Bir tür yanlış ölçülmüş elbise bu yaşamak.
Artık garip alışkanlıklarım var
Sokak lambalarına şarkılar fısıldıyorum,
Bir kuşun gölgesine dua bağlıyorum,
Birini sevmenin kokusunu bulmaya çalışıyorum
yağmurdan sonra,
ama hep fazla bir harf kalıyor havada.
İçimde taş gibi duran kelimeler var,
Yutarken boğazımda dua izleri bırakıyor.
Birini hatırladıkça içimden bir oda açılıyor,
Perdeleri rüzgarla dalgalanıyor,
ve biri orada hala gülüyor,
adını hatırlamıyorum.
Son zamanlarda aynalarda yabancı biri oturuyor yüzümde,
Bana bakıyor uzun uzun,
sanki birlikte unutmaya söz vermişiz gibi..
Bir elbise gibi eskidim.
veteriner kokusu hala üstünde
yorgun bir akşam gibi sarkıyor omuzlarından
bir zamanlar perdeyle kavga eden o kedi
şimdi köşeye çekilmiş
sanki dünya biraz fazla gelmiş ona
karşısında bir kaplumbağa duruyor
hiçbir şey söylemeden
hiçbir yere gitmeden
kendi kabuğunda ağır bir sabır taşıyor
ikisi arasında ince bir şey var
adı konmamış bir anlaşma belki
biri yorgunluğunu bırakıyor yere
diğeri sessizliğiyle örtüyor üstünü
Ve ben bu gece kendime bir rüya diktim,
İçine beyaz koymadım.
Sadece biraz yeşil,
biraz uyku,
biraz da "devam et" sesi.
Sabaha kalırsam,
belki yeni bir kelime bulurum kendime.
Bulamazsam,
susarım güzelce
Bir çiçeğin yaprağına dönüşürüm belki,
ya da katlanıp cebine konmuş bir akşama.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.