0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
121
Okunma
Soramadım…
Belki de en başında kaybettim seni,
Sormaya cesaret edemediğim
O ilk suskunlukta.
Bir akşam üstüydü hatırlıyorum,
Güneş yavaşça çekiliyordu yüzünden,
Ben ise hâlâ senin gözlerinde
Bir ömür arıyordum kendime.
Ama sen…
Çoktan gitmeye hazırdın,
Ben kalmaya bile alışamamışken.
Soramadım…
“Kalır mısın?” diyemedim mesela,
Çünkü kalmak isteyen sorulmazdı,
Giden zaten cevabını çoktan vermiş olurdu.
Vurgun gönül…
Ne yana baksam seni gördü,
Bir şarkıda, bir sokakta,
Birinin gülüşünde ansızın…
Kalbim sana tutulduğundan beri
Hiçbir yere ait olamadı.
Günler geçti,
Ama zaman dediğin
Seni unutturmadı bana.
Aksine her geçen gün
Daha derine yazdı adını içime.
Aşk yorgun…
Öyle bir yorgunluk ki bu,
Ne uyuyunca geçiyor
Ne de uyanınca hafifliyor.
İnsan kendi kalbini taşımaktan
Bu kadar yorulur mu?
Ben yoruldum…
Bir gece,
Kendime yabancı bir aynada
Seni aradım gözlerimde.
Bulamadım…
Ama yokluğunun izleri vardı,
Derin, suskun, ağır.
Yalnız yanmak…
İşte en çok bunu öğrendim senden sonra.
Kimseye anlatamadan sevmeyi,
Kimse duymadan tükenmeyi.
İçimde bir yangın var hâlâ,
Ama ne dumanı çıkar
Ne de alevi görünür.
Sokaklar şahidimdir,
Adını fısıldadığım gecelere…
Rüzgâr bile taşımadı sana
İçimde birikenleri.
Soramadım…
“Sevdin mi gerçekten?” diyemedim,
Çünkü korktum,
Bir “hayır”ın
Bütün hayatımı susturmasından.
Şimdi geriye
Yarım kalmış cümleler kaldı,
Tam söylenmemiş vedalar,
Ve içimde yankılanan o tek kelime:
Soramadım…
Vurgun gönül hâlâ seni çağırır,
Aşk yorgun hâlâ seni bekler,
Ve ben…
Yalnız yanmanın ne demek olduğunu
Her gün yeniden öğrenirim.
Eğer bir gün dönersen
Bil ki ben yine buradayım,
Ama bu kez
Soracak gücüm kalmadı hiçbir şeyi.
Çünkü bazı hikâyeler
Sorulmadığı için değil,
Söylenemediği için biter.
Ve bizim hikâyemiz…
En çok suskunluğumuzda kayboldu.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.