2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
33
Okunma

Müsâid misin?
Dediler ki:
“Huzur bulduğun yere git…”
O günden beri içimde yönünü kaybetmiş bir pusula taşıyorum.
İbre ne kuzeyi gösteriyor ne de güneşi;
hep seni…
Çünkü bazı insanlar bir şehir değildir ki adresleri olsun,
onlar insanın içine kurulan gizli bir iklimdir.
Ve ben ne zaman yorulsam,
içimdeki bütün mevsimler senin adının önünde diz çöküyor.
Müsâid misin?
Sana anlatacak çok şey biriktirdim.
Bir çekmecenin en arkasında unutulmuş mektuplar gibi değil;
yıllardır açılmayan bir evin duvarlarında büyüyen sessizlikler gibi…
Biliyor musun,
özlemek bazen birini beklemek değildir.
Özlemek; bir fincanı masaya koyarken eksik çıkan sestir.
Kalabalık bir caddede yürürken omzuna değmeyen o tanıdık gölgedir.
Gece uyumadan önce aklına gelen son düşüncenin
sabah uyandığında da yerinden kıpırdamamış olmasıdır.
Ben seni biraz da böyle özledim.
Bir denizin kıyısında değil,
batmış bir geminin içinde kaldı hasretim.
Dalgalar geçip gitti, yıllar geçti, insanlar geçti…
Ama içimde bir kamarada hâlâ senin adın asılı duruyor.
Müsâid misin?
Çünkü sana söyleyemediğim şeyler büyüdü.
Bir kuşun kanadında değil artık onlar;
terk edilmiş bir istasyonun raylarında bekleyen trenler gibi.
Ne gelirler,
ne giderler.
Sadece beklerler.
Tıpkı benim gibi…
Bazen düşünüyorum;
belki de aşk, iki insanın birbirine kavuşması değildir.
Belki aşk,
aynı gökyüzüne bakıp farklı yalnızlıklar yaşayan iki kalbin
bir gün aynı yıldızın altında yorulmasıdır.
Eğer öyleyse ben çok yoruldum.
Yorgunluğumu bile senin adınla çağırıyorum artık.
Çünkü bazı insanlar giderken gitmez.
Bir evden taşınırlar ama duvardaki çivi gibi kalırlar.
Bir şarkı biter ama son notası odada dolaşmaya devam eder.
Bir yaz mevsimi geçer ama güneşini perdeye bırakır.
Sen de öyle kaldın bende.
Yokluğunla var olan tek şey oldun.
Müsâid misin?
Sana gelmek için yollar aşmadım belki,
ama içimde dağlar eskittim.
Her susuşumda bir köprü çöktü.
Her vazgeçişimde bir kıyı koptu yerinden.
Ve her gece,
kalbimin ortasında küçük bir deniz feneri yandı.
Onun ışığı hiçbir gemiye yol göstermedi.
Sadece seni aradı.
Çünkü sen benim için bir insan değildin.
Sen, kapanmayan bir kitabın arasına bırakılmış kurumuş bir gül de değildin.
Sen;
kar yağarken unutulan bir pencerenin camında kalan son buğuydun.
Silinse kaybolacak,
dokunulmasa hatırlanacak…
Öyle narin.
Öyle derin.
Öyle candan.
Şimdi buradayım.
Bana dediler ki:
“Huzur bulduğun yere git.”
Ben de bütün yolları susturup sana geldim.
Ne bir hesap getirdim yanımda,
ne bir sitem,
ne de geçmişin kırık dökük enkazını…
Sadece kalbimi aldım.
Yıllardır aynı kapının önünde bekleyen bir misafir gibi.
Ve sana tek bir şey sormaya geldim:
Eğer hâlâ adımı duyduğunda kalbinde küçük bir ışık yanıyorsa…
Eğer bunca zamana rağmen içindeki bir köşe beni unutmamışsa…
Eğer benim yokluğum senin gecelerinde de ince bir sızı bırakmışsa…
Söyle sevgilim…
Müsâid misin?
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.