0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
71
Okunma
Erkan Tankut Kaleminden.. " Tankutbey "
Sabah güneşi Galata’nın taş sokaklarına vuruyor,
Ben seni gördüğümde kalbim deli gibi çarpıyor.
Sen yürüyorsun, saçların rüzgârda savruluyor,
Ben ardında adım adım, nefes nefese,Ama gülümseyerek seni izliyorum.
Kahveci köşesinde buluştuk,Bir kahve, iki simit,
Ve ellerimiz masanın üzerinde birbirine değmeden konuşuyor.
Kahkahalarımız, sokaktaki kedilerin sessizliğini deliyor,
Ve İstanbul, sadece bizim dünyamız oluyor o an.
Öğleye doğru Beşiktaş sokaklarına çıktık,
Yağmur başladı, ince ince, ama biz ıslanmayı unuttuk.
Sen güldükçe, gözlerin ışıldadıkça,
Ben deli dolu bir aşkla seni izliyorum.
Her adımımız bir sahne, her bakışımız bir film karesi.
Vapurla Kadıköy’e geçtik, martılara simit attık,
Senin elini tutmak isterdim, ama dokunamadım,
Yine de kalbimiz konuşuyor, sessiz bir diyalog gibi.
Martılar uçarak gökyüzünü doldururken,
İstanbul’un tüm köprüleri, bütün vapur düdükleri bizim aşkımızın ritmini çalıyor.
Akşamüstü sahile indik, dalgalar kıyıya vuruyor,
Biz bir banka oturduk, sessizce birbirimize baktık.
Dışarıda dünya vardı, ama biz sadece içimizdeki fırtınayı gördük,
Coşku, gülüş, heyecan…
Ve o an, ben seni deli dolu bir aşkla sevdim,
Hayatın her saniyesinde, her bakışında, her adımında.
Günler, haftalar, aylar geçti…
Her adımımızın, her kahkahanın, her yağmur damlasının hatırası içimde bir film gibi dönüp durdu.
Ama hayat bazen acımasızdı ,Sen yoktun artık yanımda…
Bu muhteşem aşkın her karesi,Gözlerimin önünde bir sessizliğe dönüştü.
Şimdi mezar başındayım, ellerim toprağına sarılı,
Bir zamanlar birlikte yürüdüğümüz sokaklar,
Bir zamanlar güldüğümüz parklar,
Hepsi sessiz bir fısıltı gibi kulaklarımda çınlıyor.
Kokunu arıyorum rüzgârda,
Bir yaprak düşerken sana fısıldıyor gibi…
Mezar taşına eğilip öpüyorum onu,
Ve gözlerim dolu dolu, ama sessiz…
Çünkü artık tek yapabildiğim,Sana dokunamamakla birlikte, toprağına sarılmak.
Her an, her bakış, her kahkaha,Hatıralarda birer mum gibi yanıyor,
Ben seni sevdim, hâlâ seviyorum,Ve yıllar geçse de, her ziyaretimde
Kalbim yeniden o deli dolu aşkı hatırlıyor,
Her özlemde, her sessizlikte,Seni yaşatıyorum, mezar taşının ardında bile.
Toprağına sarılırken ellerim,Kokunu içine çekmeye çalışırken rüzgârdan,
Gözlerim dolu dolu, sessizlik içinde…
Her hatıra bir film karesi gibi gözümün önünden geçiyor.
Ve bu satırları yazarken aklıma geldi
Seren hanım hep merak ederdi,
“ Bu kadar uzun şiirleri nasıl yazıyorsunuz ? ” diye.
Oysa mesele yazmakta değildi ,Yaşamaktı, yaşadığını yazmaktı.
Çünkü biz, yıllar boyunca sevdik…
Gülüşlerimizi, kavuşmalarımızı, yağmurları, kahkahaları,
Hepsini doyasıya yaşadık,
Ve şimdi, her anını hatırlamakla yazıyoruz.
Mezar taşına eğilip öperken,
Sanki sen yanımda yürüyormuşsun gibi hissediyorum.
O zaman anlıyorum ki aşk,Sadece birlikte olmak değilmiş,
Yaşamak, hissetmek, kaybetmek ve hatırlamakmış…
Ve ben seni sevdim, hâlâ seviyorum,
Her bakışında, her adımında,
Ve her özlemde yeniden yaşıyorum ,O deli dolu, muhteşem aşkımızı.
Ben seni sevdim, her anın değerini bilerek,
Gözlerimde yaş, kalbimde hıçkırıklarla sevdim.
Kaybetmeden önce yaşamakmış aşkın sırrı dercesine,
Her nefeste, her hatırada seni yeniden sevdim.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.