1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
Kalbim, sen gittikten sonra
sessizleşen bir şehir gibi…
Ne yıkıldı ne tamamen ayakta,
sadece eksik.
İçimde adını koyamadığım bir boşluk var.
Ne tarif edebiliyorum,
ne de unutabiliyorum.
Sanki senden sonra kelimeler anlamını kaybetti,
cümleler yarım kaldı.
Gittiğin günden beri
her şey biraz daha soluk,
her şey biraz daha sessiz…
Ama en çok ben.
Biliyor musun,
insan en çok alıştığı sesi özlermiş.
Ben en çok seni özledim.
Hiçbir şey yapmadan yanımda oluşunu,
bir bakışını, bir susuşunu…
Hani bir gün sormuştun ya,
“Beni neden seviyorsun?” diye…
O zaman cevap verememiştim.
Şimdi biliyorum…
Çünkü sen vardın.
Ve ben senin yanında kendimdim.
Ben hâlâ pencereyi kapatmıyorum…
Belki bir gün sesin karışır rüzgâra,
belki bir gün kapıyı çalarsın diye.
İyiyim diyorum…
Ama insan sevdiğini kaybedince
tam olarak iyi olmuyor.
Sadece eksik yaşamaya alışıyor.
Seni özlemek,
bir şeyin yarım kaldığını bilmek gibi…
Tamamlayamıyorsun,
ama bırakamıyorsun da.
Bazen aklıma geliyorsun,
öyle aniden…
Kalbim duracak gibi oluyor,
sonra hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorum.
Ama içimde hep aynı cümle:
“Keşke gitmeseydin…”
Yine de şunu bil…
Ben seni kırgınlığımla değil,
en güzel halinle hatırlıyorum.
Ve şimdi…
Bu şehir hâlâ seni bekliyor.
Ama ben…
Artık sadece beklemiyorum.
Yaşamaya devam ediyorum,
kalbimde sana ayrılmış o yeri koruyarak,
ama kendime de yer açarak…
Çünkü insan,
en çok sevdiğini içinde taşıyarak
yeniden yaşamayı öğreniyor.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.