7
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
259
Okunma

Cemre Yaman & Nafiz Karak Şiir Düeti
Bu şiirde bana eşlik eden sevgili Cemre Yaman’a gönülden teşekkür ederim.
Kalemiyle, yüreğiyle ve zarif sesiyle dizelere anlam kattı.
Birlikte yazılan her mısra, ortak bir duygunun en güzel yansıması oldu.
Fotoğraf, şair Cemre Yaman’ın izniyle eklenmiştir.
Gecenin içinde uzayan yolların,
Sessizliğe bürünen şehirlerin yükü omuzlarımda.
Bir nefes kadar yakın, bir ömür kadar uzakta,
Haritalarda silinmiş sınırların arasında kayboldum.
Gökyüzü aynı ama yıldızlar yabancı,
Penceremden sızan ışık senin odana düşmüyor.
Zamanın dişlileri arasında ezilen bu özlem,
Her saniye biraz daha ağırlaşıyor içimde.
Rüzgarın getirdiği kokun bile eksik artık,
Avuçlarımda kalan sadece soğuk bir boşluk.
Sesini duymak yetmiyor ruhun açlığına,
Gözlerindeki o sığınak şimdi çok uzaklarda.
Kuşlar bile dönerken göç yollarından,
Ben neden hep bu gurbet masalındayım?
Rayların ucunda bitmeyen o bekleyiş,
Bir uçurum kenarında verilen son nefes gibi.
Mehtap vururken yorgun suların üstüne,
Kendi yansımamda bile seni arıyorum.
Adımlarımı attığım her sokak çıkmaz sokak,
Yolların bittiği yerde hüzün başlıyor.
Duvarlarda asılı duran eski takvimler,
Gelmeyen baharların yasını tutuyor sanki.
Kalbim bir saat gibi geri kalıyor hayattan,
Senin olmadığın her an, yaşanmamış sayılıyor.
Mektupların sararmış köşelerinde gizli,
Söylenememiş binlerce kelimenin ağırlığı.
Mürekkep dağılıyor gözyaşının değdiği yerde,
Cümleler yarım, anlamlar hep eksik kalıyor.
Sınır kapılarında bekleyen tellerin ardı,
Ulaşılmaz bir vahanın hayaliyle dolu.
Dokunmanın yasak olduğu bu amansız savaşta,
Ruhum cephede terk edilmiş bir asker gibi.
Bir gün kavuşuruz masallarına inanmak güç,
Gerçeklerin ayazı vururken tenime her gece.
Mesafeler sadece yollarla ölçülmüyor ki,
İçimizdeki o uçurumlar ne zaman kapanacak?
Gözlerimi kapattığımda kurduğum o dünya,
Güneş doğunca yıkılan bir kule gibi devriliyor.
Her sabah yeniden öğreniyorum yalnızlığı,
Ve her akşam yeniden ölüyorum bu hasretle.
Umut, zehirli bir sarmaşık gibi dolanıyor,
Beni bu karanlık kuyuya daha çok bağlıyor.
Kurtuluş yok bu uzaklık denilen sancıdan,
Kendi içimde sürgün, kendi içimde tutsağım.
Yine de her gece aynı göğe bakıyoruz biz,
Aramızdaki yollar kalbimizde siliniyor.
Aşk, coğrafyayı yenen tek ihtilaldir aslında;
Sen orada, ben burada, biz hep aynı kalpteyiz..
(Cemre Yaman)
- - -
Uzaklık dediler adına,
ben gülümsedim.
Çünkü seninle arama giren
hiçbir yol
kalbimden uzun değil.
Bir şehir sustu aramızda,
bir deniz büyüdü belki.
Ama ben
her gece yastığa başımı koyduğumda
senin omzuna yaslanıyorum gizlice.
Adını fısıldıyorum karanlığa,
duyuyor musun bilmem—
ama kalbim
senin kalbine çarpıp
geri dönüyor.
Mesafe…
iki beden arası olabilir en fazla.
Ruhum
çoktan yanına taşındı.
Ellerin ellerime değmese de
parmak uçlarımda sızın var.
Gözlerin gözlerime bakmasa da
bakışların içimde.
Ve ben şunu öğrendim:
Aşk yürüyerek gelmez,
koşarak da değil.
Aşk,
iki kalbin
aynı anda
“buradayım” demesidir.
Dilini bilmediğim
Türkülerim var sende
Benimmiş de hep
Sana aitmiş gibi ...
Bir can taşıyorum canımda
Seninmiş de bende
Yaşıyormuş gibi ...
(Nafiz Karak)
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.