28
Yorum
42
Beğeni
5,0
Puan
363
Okunma

Miras bıraktığın ağır boşluğu avuçlarımda tutuyorum,
Zamanın kör bıçağında bilenip duran bir ömür bu.
Hangi eşiğe varsam, yarım bırakılmış bir veda karşılıyor beni,
Hangi rüzgâra yaslansam, tenime batan keskin kimsesizlik...
Ben bu yangını, ateşin terk edildiği yerden devraldım.
Yüreğimin dehlizlerinde yankılanan son sözü gömdüm,
Artık hiçbir bahar, içimdeki gri kışı kandıramıyor.
Dili tutulmuş anıların tozunu yutarken tek başıma,
Kendi enkazımdan yeni bir yabancı inşa ettim sessizce,
Sana dair ne varsa, karanlık mahzene hapsettim.
Yolların bittiği yerde durup geriye bakmayı kestim çoktan,
Çünkü bastığın her yer, çiçek açmayacak kadar yaralı artık.
Dizlerimin bağını çözen meçhul vedanın vebali ağır,
Ben yükümü, kimsenin görmediği bir gece yarısında,
Hiç pişmanlık duymadan, uçurumun kenarına bıraktım.
Gözlerimdeki eski parıltıyı kendi ellerimle söndürdüm,
Sırf karanlığına alışabilsin diye bu mağrur ruhum.
Şimdi bir yabancı gibi izliyorum geçip giden hayatı,
Sanki bu acı benim değilmiş, sanki feryat başkasınınmış gibi,
Varlığının bıraktığı derin oyuğu sabırla diktim.
Kırık bir pusulanın ibresinde asılı kaldı bütün hayaller,
Kuzeyi şaşırmış her adımda biraz daha eksildim senden.
İçimde büyüttüğüm masum çocuk çoktan büyüdü ve sustu,
Şimdi onun suskunluğu, bütün çığlıklardan daha gür;
Dönüşü olmayan yolların haritasını kalbimden sildim.
Adalet beklediğim kapıların kilitlerini bir bir kırdım,
Kendi mahkememde hem sanık oldum hem de tek tanık.
Hükmü verilmiş bir ayrılığın infazını beklerken sessizce,
Gözyaşlarımı zehir gibi damarlarıma akıttım,
Sana olan borcumu, canımdan can vererek ödedim.
Gökyüzünün mavisini unuttum, bulutların grisine sığındım,
Çünkü yokluğun, en çok bu matemli renge yakışıyor.
Ciğerlerime batan her nefes adını fısıldıyor hâlâ,
Ama ben sesi duymamak için kulaklarımı sağır ettim,
Yalnızlığımın kalesine sığınıp kapıları mühürledim.
Eskimiş bir kitabın sayfaları arasında kuruttum adını,
Dokunsalar dağılacaksın, üfleseler yok olup gideceksin.
Bir zamanlar sığındığım liman, şimdi bir batık gemi,
İçinde ne bir umut barındırıyor artık ne de bir hatıra;
Hepsini suyun en derin, en karanlık yerine uğurladım.
Artık aynalardaki solgun yüzü tanımanı beklemiyorum,
Ben aynaları, suretin yansımasın diye kırdım.
Sessizliğim artık bir çaresizlik değil, en keskin silahım,
Kelimelerimi tükettim, cümlelerimi toprağa verdim,
Sahte güneşlerin sıcaklığını kışın ayazına bıraktım.
Şimdi karşıma geçip de pişmanlıktan bahsetme bana,
Çünkü senin pişmanlığın, ölen umutlarımı diriltmez.
Eksik kalan ne varsa yarım bırakılmış hayatta,
Hepsini bir kefene sarıp meçhul bir tarihe gömdüm;
Sen, her bir sızıyı faili meçhul kalan yaralarıma ekle.
Zamanın eliyle kazıdım gölgemi geçtiğin izlerden,
Geriye sadece soğuk bir taş ve biraz da keder kaldı.
Ne bir sitemim var artık kadere ne de bir beklentim,
Yokluğunu gurur gibi değil, bir yara izi gibi taşıyorum;
Kendi cehenneminde sen yanarken, ben küllerimden doğdum.
Bir gün bir yerlerde anarsan eğer adımı sessizce,
Boğazında düğümlenen hıçkırıkta bulacaksın beni.
Hiçbir duanın kabul olmayacağı ıssız boşlukta,
Veda etmeyi bile beceremediğin soğuk akşamın hatırına,
Bir mühür gibi vur yüzüne, sana dair her şeyin bittiğini...
• ╰┈➤Cemre yaman
5.0
100% (27)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.